5 Mart 2018 Pazartesi

MÜHİM OLAN İLKİNİ BULMAK


İşin doğrusu çok da matah bi’karın ağrısı değil peşine düştüğüm. Yükte ağır mı ağır ama pahada hafif kalır. Bi’çuval toplamalı ki biraz para etsin.

Ben hurda kurşun toplarım denizin dibinden. Bazen batık bir gemide safra ya da boru olarak karşıma çıktığı olsa da çoğu zaman olta kurşunudur aradığım. Kurşun ararken ara sıra daha değerli hurda metaller, bakır borular ya da bronz pervaneler de bulduğum olur. Batıktaki hurda metali bulmak kolaydır. Eğer benden önce birileri sökmediyse, bronzdan döküm pervanesi hatırı sayılır bir nakit demektir. Zor zamanlarda derin bir soluk almak demektir şöyle kocaman bir pervane. Gel gör ki her zaman denk gelmez hurdanın böylesi. Kırk yılda bir...



***

Misinanın ucundaki iskandil dipteki ilişkene takılmaya görsün, deniz hemen oltanın ucundan koparıp alıverir gri zehirli metali. Olta kurşunu mu deyip burun kıvırmayın, 30-40 kilosu torbaya girince günlük yevmiyeyi doğrulttum demektir. Eğer doğru yeri bulursam, hele daha önce bir başka deniz hurdacısının denk gelmediği yıllar yılı birikmiş bir kurşun öbeğine denk gelirsem, uzun süre başka bir yer aramama gerek kalmadan her gün azar azar doldururum torbamı.

Böyle yerlerde çalışırken kendimi banka hesabımdan azar azar para çekermişim gibi hissederim. Deniz bana, ben hurdacıya, elime geçen neyse artık o da evime...

Kurşun merhametsizce zehirler denizi! Dipte ne kadar uzun süre kalırsa o kadar çok kusar içindeki zehri denize ve onun yaşayanlarına. Ekmeğimi kazanırken denizi temizlediğimi düşünmek de güzel. Geçenlerde oturdum ve kurşunculuğa başladığım 2013 yılından bu yana dipten çıkardığım hurda kurşun miktarını kabaca hesapladım. Bugüne kadar neredeyse 5 ton kurşun çıkarmışım! An be an zehrini kusan 5 ton kurşun...

***

Kurşunculuğu küçümseyen de var, kolay bir iş olduğunu zanneden de. Küçümseyenlere söyleyecek çok sözüm var ama veryansın etmeye bir başlarsam çok ağır laflar söylerim diye hep kendimi tutuyorum. Emek ve helal alınteri karşılığı elde edilen kazancı küçümseyenler benden uzak olsunlar.
Gelelim bu işi kolay zannedenlere...



Kurşun çıkarmak zor iştir. Üstelik kışın daha da zorlaşır. Hurda çuvalını yüzdürmek için kullandığım kaldırma balonu, kuru elbise ve denge yeleği... Üçünün de içi havayla doludur. Doğru zamanda ve derinlikte gerektiği kadar şişirmezseniz ya çuval dibe çöker, ya elbise sizi sıkıştırmaya başlar ya da kendi ağırlığınızı taşıyamaz hale gelirsiniz. Madalyonun öbür yüzündeyse bir anda kontrolsüzce yüzeye fırlama riski vardır. Elbiseyi de, denge yeleğini de, balonu da azar azar tahliye etmek, bu sırada kontrollü bir şekilde yükselmek zor sanattır. Ne demek istediğimi daha kolay anlamak için üç tane köpeğin tasmasının elinizde olduğunu ve üçünün de farklı yönlere doğru koşturduğunu hayal edin. Birini kaçırdınız mı ayvayı yersiniz.

***

Zehirli de olsa deniz oltacıdan koparıp aldığı kurşunu kolayca size vermez. Çaba harcamanızı, dipte fellik fellik aranmanızı, her ilişkenin etrafını iyice kazmanızı ister. Dalgıcın aradığı ne olursa olsun marifet ilkini bulmaktır.

Sonsuz bir hiçliği andıran dibin çoraklığı dalgıcın umudunu kırmak için yeter de artar. Her taş birbirine benzer, vıcık vıcık tortu her izi örter. Dalgıcın kafasında bi’sürü soru dolaşır; nereyi kazmalıdır, hangi taşın altına bakmalıdır, düz mü ilerlemelidir yoksa zik zak mı yapmalıdır, torba doldu dolmasına ama yüzeye çıkarabilecek midir onca ağırlığı?



Hele bir de arka arkaya birkaç gün eli boş döndüyse karanlığın yüreğinden umutları iyice kırılır. Başka bir yerden akarı olmayan dalgıçlar için bu eli boş dönmeler, telafi edilmesi gereken zararın her dalışta biraz daha çoğalmasına neden olur. Öyle bir an gelir ki malzemesini yavaş yavaş elinden çıkarmak zorunda bile kalır başka bir yerden akarı olmayanlar.

Her ne olursa olsun dipten eli boş dönmemek için akıntıya, karanlığa, soğuğa aldırmadan dalgıç dibi karış karış arar.

Dibin belirsizliğinde kısmetini ararken umut dolu bir cümle hep zihnindedir: “ilkini bulursam gerisi gelir.