21 Aralık 2011 Çarşamba

YAŞAMIN GÖLGELERİ

Deniz, gece olunca daha sakin, daha konuksever olur. Sular karardıkça denizin çekingenliği de kaybolur. Gündüz sakladığı tüm sırları birer ikişer açığa çıkar. Sabahki ürkekliğinden eser kalmaz. Yaşamla aranızdaki mesafe alabildiğine azalır. Kulağa ne kadar ürtkütücü gelirse gelsin, gece dalmak bambaşka bir deneyimdir. Karanlığın kalın örtüsü aralandıkça, sıradışı bir gece hayatına tanık olursunuz derinlerde.

***

Geçen cuma televizyonun karşısında miskinlik yapmak yerine, İstanbul’un sıradışı gece hayatına karışmayı tercih etmiştik yine. Kentin farklı kıyılarından karanlığa dalıp, birkaç saatliğine bile olsa bu hayatın bir parçası olmak, ertesi gün çektiğimiz uykusuzluğu affettiren bir mazeretti.

Karanlığın kıyısındaydık yine. Sıradışı bir gece yaşamamıza az kalmıştı. Hazırlanırken gevezelik ediyorduk bir yandan. Mavramız boldur, havadan sudan konuşur dururuz. Günün tüm yorgunluğu, sıkıntısı, sözlere karışıp gider. Bir nevi terapidir kıyıdaki muhabbetler. Üstelik beleştir. Bir servet ödemezsiniz birileri derdinize kulak versin diye. Fakat asıl rahatlama denizin ıslak kucağında yaşanır. Dostların kaldığı yerden deniz devralır vazifeyi. Suya girer girmez kalan sıkıntılarımız akar gider.

***

Teoman (Naskali), Ulaş (Oyal) ve bendeniz, lodos yüzünden kıyının harman yerine döndüğünü bile bile gelmiştik bu gece Kartal’a. Allah’tan dalgalar beklediğimiz kadar sert değildi. Aksi halde rahatlayalım derken, sahildeki kayaların üzerine afiş olmak da vardı. Lodos şakaya gelmez! Alimallah önüne kattığı gibi savurur atar adamı.

Gece denizi ne renktir, hiç düşündünüz mü? Siyah mı, katran karası mı? Bence ikisi de değil. Tonları sürekli değişen bir karanlığı andırır gece denizi bana. Yaşayan, yaşama kucak açan bir karanlık hakimdir gece derinlere. Siyah deyip geçmek, küçümsemek, haksızlık etmek olur.

***
Ortalığı gündüze çeviren geniş açılı aydınlatmayı sevmem gece dalışında. Bu kuralı sadece fotoğraf ya da film çekerken bozarım. Karanlığı bıçak gibi yaran, parlak, güçlü, dar bir ışık hüzmesi... Gece denizinde yol gösteren ışıktan bir çizgi... Karanlığın büyüsünü bozmayan, ancak çevreyi izlememi de sağlayan dost bir aydınlık... Daracık ışıklı yolun karanlık sınırlarında gece denizinin sürprizleri dolanır. Karanlık örtüsünün katları aralandıkça, sıradışı gece hayatının müdavimleri utana sıkıla kendilerini gösterirler. Uyanıkken düş görmektir gecenin karanlığına dalmak. Gölgeler gelir geçer çevrenizden. O gölge, ya gümüş ya da gelincik balığıdır. Bazen zırh kuşanır, ıstakoz ya da pavurya oluverir. Gece derinlerde, yaşamın gölgeleriyle kuşatılırsınız. Gölgelerin rengine bürünür gece denizi. Uyanmak istemediğim bir düştür. Bu yaşam dolu düşü İstanbul’un yanıbaşında, Marmara’nın derin karanlığında görmek, onu daha da güzelleştirir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme