25 Kasım 2010 Perşembe

KORKUNUN ÖZNESİ 'BOZCAMGÖZ'

Ticareti canlandırmak için en akıl almadık yerlerde bozcamgöz cesetlerini sergilemek, artık bir İstanbul geleneği oldu. Cansız bedenlerin etrafını dolduran meraklı kalabalığın içinde bugüne kadar her türlü insanla karşılaştım. İçlerindeki akıl almaz köpekbalığı korkusu ise bu topluluğun daima ortak paydası olmuştur. Acaba yeryüzünde başka hangi canlı, bu denli yoğunlaşmış ortak bir korkunun öznesidir? Köpekbalıklarının hedef oldukları bilinçsiz nefret devam ettiği sürece, bu kanlı oyunda perdenin daha uzun bir süre kapanmayacağı gün gibi ortada.

Vahşi yaşamdan nefret etmenin bir mantığı, haklı bir gerekçesi olabilir mi? Yaklaşık 20 yıldır kesintisiz olarak sürdürdüğüm bozcamgöz araştırması yakın zamanda sonlandı. 1974’den 2009’a kadar olan dönemde balıkçılar tarafından avlanan 127 tane bozcamgözün ortak öyküsü, bu nefretin kesinlikle haklı bir gerekçesi olmadığını gösteriyor. İnsanların bozcamgöze olumsuz ve gerçekdışı bakışının altında yatan en önemli nedenlerden biri de, doğa haberciliğinde kesinlikle kullanılmaması gereken sorumsuz iletişim üslubu. Haberciler, denizin derinliklerinden koparılarak çelik güvertelerde can çekişmeye mahkum edilen hemen her bozcamgöze ‘JAWS’ yaftasını yapıştırmaktan her nedense vazgeçemiyorlar. Hemen her habere hakim olan suni korku, göstermelik sebeplerle sürekli taze tutuluyor. Ortaya atılan iddialarda akıldan ve bilimsel gerçeklerden eser yok. Bozcamgöz hakkında yazılmış sayfalar dolusu ‘gerçek’ bilgi varken, bıçak sırtında yaşama savaşı veren bu kırılgan tür hakkında atıp tutmaya neden bu kadar hevesliyiz? Soyu tükenme tehlikesi altında olan bir köpekbalığı türü hakkında, gerçeklere dayanan, sorumlu habercilik örneği yazılar kaleme almak bu kadar zor mu?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme