1 Ekim 2012 Pazartesi

SICAK KARŞILAMA, HOROZBİNA...

İşte ele avuca sığmayan yaramaz bir çocuk. Oyuncu mu oyuncu, ürkek olduğu kadar meraklı. Her taşın altını sahiplenen, boş şişelerin içine yuvalanmakta gecikmeyen...

Dipten çok uzaklaşmayan, hatta hemen hemen hiç uzaklaşmayan; alışana kadar araya mesafe koyan, ancak tedirginliği geçtikten sonra canciğer kuzu sarması olan...

***

Sahil çocuklarının ilk tanıdıkları balıklardandır horozbina. Turuncu deniz gözlüğünün oval penceresinden dalgaların altını ilk kez seyreden afacanları karşılayanlar arasında daima o da vardır. Biraz ürkek biraz da merakla hoşgeldin der, buyur eder derinlere giden yolun başında.

Küçük afacanların ikram ettikleri ekmek parçalarına hayır demez, ikramı kesinlikle geri çevirmez. Fakat ekmeğe olan ilgisi sizi sakın yanıltmasın, miniminnacık horozbina küçük karidesleri, kabukluları, deniz salyangozu gibi yumuşakçaları, solucanı andıran deniz kurtlarını da yemekten geri kalmaz.

***

Yuvasına çok bağlıdır ve sonuna kadar korur. Denize atılan hemen her şişenin, meşrubat kutusunun içinde muhakkak bir tanesi yuvalanmıştır. Hele o yuvanın içine yumurtalarını döktüyse, horozbinayı deliğinden çıkarmak için ne yapsanız nafile, canı pahasına savunur yuvasını ve yumurtalarını...

Çöplerimizi sahiplenmeye ne kadar hevesli olursa olsun, o yine de denizin sunduğu doğal sığınakları tercih eder. Kimi midyelere yaslar sırtını, kimi süngerin kadife gibi dokusunda şekerleme yaparak atar günün yorgunluğunu.

***

Horozbina süsüne de düşkündür. Ensesinden kuyruğuna kadar uzanan sırt yüzgecini açtığında çok heybetli görünür. Yeleyi andıran bu yüzgecin başın üzerine denk gelen kısmı tıpkı bir horozun ibiği gibi yükselir. Horozbina isminin alametidir yüzgecin bu kısmı.

Çoğunlukla rengârenk olurlar. Allı, morlu, sarılı, kızıllı beneklerle, kalın çizgilerle bezenmiştir derileri. Bedenlerini kaplayan renk cümbüşü gözlerine de yansır.

Bazı türleriyse sade bir makyajla yetinmeyi tercih ederler. Mesela Parablennius rouxi türü horozbinanın sedef rengi bedeninde, alından başlayan ve kuyruğa kadar kesintisiz devam eden siyah bir şerit vardır. Bu haliyle horozbinaların paşasıdır kendileri...

***

Horozbinanın İstanbul’a bağlılığı takdire değer. Bu kıyıların başına gelen her felakete en ön sıradan tanık oldu, ama yine de terkedip gitmedi buralardan. Neden mi? Çünkü, o yuvasını sahiplenirken sadece bir kovuğu, bir süngeri, bir yosun öbeğini sahiplenmiyor. Yaşadığı yere ait olmayan şişeyi, kutuyu bile sahipleniyor; denizin çöplerimizi örtbas etmek için gösterdiği çabaya varlığıyla destek oluyor. Deniz şişenin dışını kaplarken o içine yerleşiyor.

Turuncu deniz gözlükleriyle denizin içine bakan afacanlar hayal kırıklığına uğramasınlar, bomboş ölü bir dünya ile karşılaşmasınlar diye inatla, sabırla bekliyor yerleştiği şişede.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme