17 Ocak 2012 Salı

BİRAZ ONDAN BİRAZ BUNDAN...

Karışık bir balıktır gelincik. Balığı balıkçı tezgâhından başka bir yerde görmeyen birçok kişi, adını duyduğunda onu tarif etmekte zorlanabilir. Gelincik balığını meraklısından başkası pek tanımaz. Masum yüzlü bir mürene de benzetilebilir, sakallı bıyıklı bir yılan balığına da. Mezgitin yumuşaklığı da vardır onda, gümüşün kıvraklığı da...


Biraz ondan biraz bundandır gelincik balığı. Bilmeyene en kolay böyle tarif edilebilir. En bilindik balıkları bile tanımayanlar içinse, ne yazık ki tarifi pek mümkün değildir, özbeöz İstanbullu gelinciğin.

***

Öyle uzun uzadıya yüzmeyi pek sevmez. Hele gündüz vakti ortalıkta nadiren görürsünüz bu gece avcısını. Gündüz vakti kovukların kuytularına çekilir, gizlenmeye uygun olan her boşluğa siner suların kararmasını beklerken.

Saklanma ustası gelincik mecbur kalmadıkça gece de yuvasından çok uzaklaşmaz. Eğer açıkta dolanan bir tanesini gördüyseniz, bilin ki yakınlarda saklanmaya uygun bir sığınak mutlaka vardır. Kayaların arasındaki bir kovuk, üzeri yosun bağlamış bir kamyon tekerleği, teneke kutu; artık ortalıkta ne varsa gelinciğin sığınağı olmaya adaydır.

Dipte bulduğu kabuklularla ve kurtçuklarla beslenen gelincik, küçük balıkları da mideye indirmekten geri kalmaz. Tam bir fırsatçıdır aslında, dişine uygun ne varsa yutar. Yemek seçtiği söylenemez.

***

İstanbul’u inatla terketmeyen balıklardandır. Yerinden ayrılmayı pek sevmez. Zaten gitmek istese bile ne kadar uzaklaşabilir ki yerlisi olduğu sahillerden?

Ona yaklaşmak, renklerini, ürkek bakışlarını keyifle izlemek için, gelinciğin gece misafiri olmalısınız!

Üst üste patlayan flaşlara bile tahammül eder. Gözlerini kırpıştırmaktan fazla karşılık vermez. Kendisi iyi bir ev sahibidir.

***

Boğazın balıkçılık geleneğinde gelinciğin kendine has, doldurulamaz bir yeri vardır. Ara sıra ağa takıldığı, oltaya atladığı olsa da, gelinciğin geleneksel av aleti, söğüt dallarından örülmüş, ağzı mürekkep hokkasını andıran sepetlerdir.

Ezilmiş çağanozla, midyeyle yemlenen sepetler akşam saatlerinde dibe bırakılır. Yemin kokusuna aldanarak sepete giren gece avcısı, böylece kapana kısılır. Neyse ki gelinciğin meraklısı da avcısı da azdır.

Çoğunlukla musevi vatandaşlarımızın rağbet ettiği gelinciğin çakal eriği salçasıyla pişirilen yahnisi, bir nevi özel gün yemeğidir. Derisi tulum çıkarılıp una bulanmış gelinciğin çıtır çıtır tavasının da güzel olduğu söylenir.

İkisini de hiç tatmadım. Bir türlü elim varmadı gece gezintilerime keyif katan, renk katan gelincikleri balıkçıdan alıp kızartmaya. Varsın gelincik de eksik olsun soframda. İstanbul sahillerinden eksilmesin, o bana yeter.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme