Türk sularında kaybolmaya yüz tutan bir deniz devinin hikâyesi
Büyük beyaz köpekbalığının Türk sularındaki tarihsel ve
yakın dönem kayıtları, kaybolmaya yüz tutan bir deniz devinin hikâyesini
anlatıyor. Annales Series Historia Naturalis dergisinde 2022 yılında yayımlanan
“Distribution and status of the great white shark, Carcharodon carcharias (Linnaeus, 1758), in Turkish waters: a
review and new records” başlıklı bilimsel makalenin bu popüler bilim
uyarlaması, varlık ile yokluk arasında gelgitler yaşayan kırılgan bir
yırtıcının dünü, bugünü ve olası yarını hakkında genel okuyucuya bir fikir
vermek amacıyla kaleme alındı.
Denizlerin en tanınmış yırtıcılarından biri olan büyük beyaz
köpekbalığı, yüzyıllardır hem bilim insanlarının hem de doğa meraklılarının
dikkatini çekmiştir. Orta Çağ’dan itibaren doğa tarihi yazınında yer bulan bu
tür, zaman içinde “deniz canavarı” imajından sıyrılarak bugün deniz
ekosistemlerinin bayraktar türlerinden biri hâline gelmiştir. Günümüzde büyük
beyaz köpekbalığı yalnızca bir yırtıcı balık değil, aynı zamanda okyanus
ekosistemlerinin sağlığını temsil eden karizmatik bir megafauna üyesi olarak
kabul edilmektedir.
Ancak bu görkemli türün Akdeniz’deki ve özellikle Türk
sularındaki varlığı, geçmiş yıllardaki görkeminden çok şey yitirdi. Tarihsel
kayıtlar incelendiğinde, büyük beyaz köpekbalığının bu coğrafyadaki varlığı
giderek seyrekleşen bir hikâyeye dönüşmektedir.
Akdeniz’in efsanevi
yırtıcısı
Büyük beyaz köpekbalığı (Carcharodon
carcharias), dünyanın hemen hemen tüm ılıman denizlerinde görülebilen,
Lamnidae ailesi mensubu olan büyük bir köpekbalığıdır. Hem kıyıya yakın
bölgelerde hem de açık denizlerde yaşayabilen bu tür, güçlü yüzme yeteneği ve
geniş hareket alanıyla bilinir. Küresel dağılıma sahip olsa da tropikal
bölgelerde daha seyrek görülür; buna karşılık ılıman kuşak denizleri onun için
daha uygun yaşam alanları sunar.
Akdeniz’deki büyük beyaz köpekbalığı varlığı, çoğu zaman av
türlerinin göçleriyle ilişkilidir. Özellikle Thunnus thynnus türü orkinosun mevsimsel hareketleri, bu yırtıcının
bölgedeki dağılımını etkileyen önemli faktörlerden biridir. Avın yoğunlaştığı
bölgeler, büyük beyazların da geçici olarak yoğunlaşmasına neden olabilir.
Dünya genelinde büyük beyaz köpekbalığı üzerine yapılan çalışmaların
önemli bir kısmı, bu türün belirli bölgelerdeki mevsimsel varlığına odaklanır.
Örneğin Güney Afrika kıyılarında ya da Kaliforniya açıklarında görülen
mevsimsel yoğunlaşmalar, genellikle fok kolonileri gibi büyük av
topluluklarıyla ilişkilidir. Akdeniz’de ise durum biraz farklıdır; burada fok
kolonileri büyük ölçüde azaldığından, büyük beyazların hareketleri daha çok
pelajik balıkların göçleriyle bağlantılıdır.
Türk sularında büyük
beyazın izleri
Türk sularında büyük beyaz köpekbalığına ilişkin ilk
kayıtlar 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanır. Bu kayıtların önemli bir kısmı
İstanbul Boğazı’ndan gelir. O dönemde Boğaz, Karadeniz ile Akdeniz arasında
hareket eden büyük balık sürülerinin geçtiği önemli bir göç koridoruydu. Bu
nedenle büyük beyaz köpekbalıklarının da zaman zaman bu bölgede görülmesi
şaşırtıcı değildi.
20. yüzyıl boyunca yayımlanan bazı balık faunası envanterlerinde bu türden söz edilse de, büyük beyaz köpekbalığına yönelik ayrıntılı çalışmalar oldukça sınırlı kalmıştır. İlginç olan, bilimsel literatürdeki bu sessizliğe rağmen eski gazetelerde sık sık büyük köpekbalığı yakalama haberlerinin yer almasıdır. Özellikle 20. yüzyılın ortalarına kadar İstanbul çevresinde yakalanan büyük beyazlara ait fotoğraflar ve haberler dönemin basınında dikkat çekici bir yer tutar.
Bununla birlikte, bilimsel anlamda sistematik çalışmaların
sayısı esas olarak 2000’li yıllardan sonra artmaya başlamıştır. Bu dönemde hem
tarihsel kayıtların yeniden değerlendirilmesi hem de yeni gözlemlerin
derlenmesiyle Türk sularındaki büyük beyaz köpekbalığı varlığı daha net bir
şekilde ortaya konmuştur.
Bir yüzyılı kapsayan
veri seti
Türk sularındaki büyük beyaz köpekbalıklarına ilişkin mevcut
bilgiler farklı kaynaklardan derlenmiştir. Bilimsel makaleler, eski balık
envanterleri, gazete arşivleri, dijital medya kayıtları ve vatandaş
bilimcilerin gözlemleri bu verilerin başlıca kaynaklarını oluşturur.
Bu kaynakların bir araya getirilmesiyle oluşturulan veri
seti, 1881 ile 2020 yılları arasında kaydedilmiş toplam 77 büyük beyaz köpekbalığı
vakasını içerir. Her bir kayıt için mümkün olduğunca ayrıntılı bilgiler
toplanmıştır. Yakalanma tarihi, yakalandığı yer, toplam boy, ağırlık, cinsiyet
ve kullanılan av aracı gibi veriler bu kayıtların önemli bir bölümünde yer
almaktadır. Bu veriler yalnızca türün varlığını belgelemekle kalmaz; aynı
zamanda zaman içinde dağılımın nasıl değiştiğine dair ipuçları da sunar.
Türk denizlerinin
coğrafi bağlamı
Türkiye üç farklı denizle çevrilidir: Karadeniz, Ege Denizi
ve doğu Akdeniz. Bu üç havza, Türk Boğazlar Sistemi adı verilen bir su yolu ile
birbirine bağlanır. Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı’ndan
oluşan bu sistem, deniz canlılarının dağılımında önemli bir rol oynar. Karadeniz’in
derin sularında bulunan yüksek hidrojen sülfür konsantrasyonu, birçok deniz
canlısının derin bölgelere yayılmasını sınırlar. Buna karşılık Ege Denizi,
kuzey ve güney havzalar arasında belirgin bir biyocoğrafik farklılık gösterir.
Kuzey Ege daha soğuk su faunasına ev sahipliği yaparken, güney kesim daha sıcak
su türlerinin görüldüğü bir bölgedir. Bu karmaşık oşinografik yapı, büyük beyaz
köpekbalığı gibi geniş hareket alanına sahip türlerin dağılımını anlamak
açısından önemli bir çerçeve sunar.
Boy grupları ve yaşam
evreleri
Büyük beyaz köpekbalıkları yaşamları boyunca farklı boy
gruplarından geçer. Araştırmada bireyler dört temel kategoriye ayrılmıştır:
- ilk yılın yavruları (YOY) – 175 cm’den küçük bireyler
- genç bireyler – yaklaşık 175–300 cm arası
- erişkinlik öncesi bireyler – erkeklerde 300–360 cm, dişilerde 300–450 cm
- erişkin bireyler – erkeklerde 360 cm’den, dişilerde 450 cm’den büyük
Bu sınıflandırma, farklı yaş gruplarının hangi bölgelerde
görüldüğünü anlamak açısından önemlidir. Veriler incelendiğinde Türk sularında
büyük beyaz köpekbalıklarının tüm boy gruplarının kaydedilmiş olduğu görülür.
Bu durum, bölgenin tarihsel olarak türün yaşam döngüsünün çeşitli evrelerine ev
sahipliği yapmış olabileceğini düşündürür.
Dağılımda zaman
içinde değişim
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, büyük
beyaz köpekbalığının Türk sularındaki dağılımının zaman içinde değişmiş
olmasıdır. Geçmiş kayıtlar incelendiğinde, özellikle İstanbul ve Marmara
çevresinde yakalanan çok sayıda büyük bireyin bulunduğu görülür. Bu durum, 20.
yüzyılın ortalarına kadar Boğaz ve çevresinin büyük beyaz köpekbalıkları için
önemli bir geçiş noktası olabileceğini düşündürür.
Ancak daha yakın dönem kayıtları farklı bir tablo ortaya
koymaktadır. Günümüzde genç bireylerin ve ilk yılın yavrularının daha çok Kuzey
Ege Denizi’nde görüldüğü anlaşılmaktadır. Özellikle Edremit Körfezi, genç büyük
beyazların yoğunlaştığı bir bölge olarak öne çıkmaktadır. Bu bulgu, söz konusu
bölgenin potansiyel bir yavru yetişme alanı olabileceğini düşündürmektedir.
Olası bir yavru
yetişme alanı
Köpekbalıkları için yavru yetişme alanları (nursery areas)
büyük önem taşır. Bu bölgeler genellikle nispeten sığ, besin açısından zengin
ve büyük yırtıcıların daha az bulunduğu alanlardır. Genç bireyler bu bölgelerde
büyür ve belirli bir boyuta ulaştıktan sonra daha geniş alanlara dağılır.
Türk sularındaki kayıtlar incelendiğinde, özellikle yeni
doğmuş bireyler ve genç köpekbalıklarının Kuzey Ege’de yoğunlaşması dikkat
çekmektedir. Açık ya da yeni kapanmış göbek izi bulunan bireylerin kaydedilmiş
olması, bu bölgenin gerçekten bir doğum veya erken yaşam alanı olabileceğini
düşündürür. Bu durum, Edremit Körfezi ve çevresinin türün Akdeniz’deki yaşam
döngüsü açısından beklenenden daha önemli olabileceğini gösterir.
İnsanlarla
karşılaşmalar
Büyük beyaz köpekbalıkları çoğu zaman balıkçılık
faaliyetleri sırasında yakalanır. Özellikle kıyıya yakın bölgelerde kullanılan
ağlar bu karşılaşmaların önemli bir kısmından sorumludur. Tarihsel kayıtlarda
büyük beyaz köpekbalıklarının çeşitli balıkçılık araçlarıyla yakalandığı
görülmektedir. Bu durum hem hedef dışı av (bycatch) hem de zaman zaman doğrudan
avlanma şeklinde gerçekleşmiştir. Bununla birlikte günümüzde büyük beyaz
köpekbalığı Türk sularında koruma altına alınmış bir türdür. Bu koruma statüsü,
türün bölgede tamamen ortadan kaybolmasını önlemek açısından önemli bir adım
olarak değerlendirilmektedir.
Azalan bir dev
Araştırmanın ortaya koyduğu genel tablo, büyük beyaz
köpekbalığının Türk sularındaki varlığının tarihsel dönemlere kıyasla
azaldığını göstermektedir. Özellikle çok büyük bireylerin kayıtlarının belirgin
biçimde seyrekleşmiş olması dikkat çekicidir. Buna rağmen türün tamamen ortadan
kalkmadığı da açıktır. Farklı boy gruplarına ait kayıtlar, büyük beyaz köpekbalıklarının
hâlâ Türk sularını kullanabilme olasılığını çok az bir ihtimalle de olsa canlı tutmaktadır.
Bu nedenle bugün karşı karşıya olduğumuz durum, yok oluş değil; fakat ciddi ölçüde küçülmüş bir popülasyondur. Koşullar bozulmaya görsün, büyük beyaz gibi bir dev bile azalmaya karşı koyamayabilir. Giderek silikleşen izler bu azalışa dikkat çeker.
Gelecek için ne
yapılabilir?
Büyük beyaz köpekbalığının korunması yalnızca tek bir türü
korumak anlamına gelmez. Bu tür, deniz ekosistemlerinin en üst basamağında yer
alan bir yırtıcıdır ve ekosistemin dengesi açısından önemli bir rol oynar. Araştırma,
özellikle Kuzey Ege’deki kıyısal balıkçılık faaliyetlerinin daha dikkatli
yönetilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Edremit Körfezi çevresinde kullanılan
bazı kıyı ağlarının genç köpekbalıkları için risk oluşturabileceği
düşünülmektedir.
Bu nedenle bölgede:
- kıyı balıkçılığının daha dikkatli yönetilmesi
- genç bireylerin yoğunlaştığı alanların korunması
- potansiyel bir deniz koruma alanı oluşturulması
gibi önlemler büyük önem taşımaktadır. Önerilen bu önlemler
bölgede varlık gösteren Isurus oxyrinchus
(sivri burun harharyas), Prionace glauca
(mavi köpekbalığı) ve Squatina squatina
(keler) gibi kritik tehlike statüsünde değerlendirilen türler için de bir
koruma avantajı sağlayacaktır.
Denizlerin sessiz
tanıkları
Büyük beyaz köpekbalıkları insanlık tarihinin büyük
bölümünde korku ve hayranlığın iç içe geçtiği canlılar olmuştur. Ancak bugün
onları çevreleyen hikâye, korkudan çok kırılganlıkla ilgilidir. Türk
sularındaki kayıtlar, bir zamanlar Boğaz’dan geçen dev köpekbalıklarının
izlerini taşıyan bir geçmişi anlatır. Günümüzde bu izler daha seyrek görülse de
tamamen kaybolmuş değildir.
Belki de mesele, bu izlerin tamamen silinmesine izin verip
vermeyeceğimizdir.
Çünkü denizlerin en görkemli yırtıcılarından biri olan büyük
beyaz köpekbalığının hikâyesi, aynı zamanda denizlerimizin geleceği hakkında vereceğimiz
kararı da yakından ilgilendiren bir hikâyedir.
Ve o hikâyede henüz son nokta konmamış olabilir. Sahi bu
nasıl bir son nokta olmalı?
Kaynak makale:
Kabasakal, H., Bayrı, E. & Alkan, G. (2022):
Distribution and status of the great white shark, Carcharodon carcharias (Linnaeus, 1758), in Turkish waters: a
review and new records. ANNALES - Ser. hist. nat., 32, 325–342.
Büyük beyaz köpekbalıklarının Türk sularındaki kayıtlarının
dağılım haritasını, ilgili grafikleri ve mevcut kayıtlar listesini görmek için
kaynak makaleye aşağıdaki linkten erişebilirsiniz:
















