Marmara Denizi’nin kıkırdaklı balıklarını —köpekbalıkları, vatozlar, irinalar ve diğer akraba türleri— araştırmak için yüz yılı aşkın süredir çaba harcıyoruz. Ancak 1990’lı yılların başına kadar bu konuya adanmış çalışmaların sayısı iki elin parmaklarını geçmiyordu. Sonraki yıllarda ise hem yayın sayısında hem de bilimsel derinlikte dikkat çekici bir artışa tanıklık ettik.
Yakın
zamanda ANNALES series historia naturalis dergisinde yayımlanan kapsamlı bir
çalışmada, Marmara Denizi’nin kıkırdaklı balıklarına ilişkin yüz yılı aşan
birikim, saha araştırmalarına dayalı güncel veriler ışığında yeniden
değerlendirildi. Bu çalışma, yalnızca bir tür listesi sunmakla kalmıyor; aynı
zamanda denizin ekolojik değişimini de okumamıza imkân tanıyor. Önümüzdeki
birkaç hafta boyunca, bu bilimsel makalenin genel okuyucuya yönelik kapsamlı
bir özetini ‘KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ, KİMLER KALDI’ ana başlığıyla üç
bölümlük bir yazı dizisi halinde sizlerle paylaşacağım.
Keyifle
okumanızı dilerim.
1. BÖLÜM –
GELENLER
Marmara: Bir geçiş denizi
Marmara
Denizi sıradan bir iç deniz değildir. Karadeniz ile Akdeniz arasında bir eşik,
bir koridor, bir geçiş alanıdır. İki tabakalı su yapısı, farklı tuzluluk ve
yoğunluk özellikleri, onu hem kırılgan hem de biyolojik açıdan özgün bir sistem
hâline getirir. Bu coğrafi konum, Marmara’yı tarih boyunca yalnızca ticari
gemilerin değil, büyük pelajik balıkların da geçiş yolu yapmıştır. Orkinos
sürülerini takip eden avcılar, açık deniz köpekbalıkları ve derin su türleri bu
geçiş sisteminin doğal parçalarıydı. Bugün Marmara kıyılarında yaz aylarında
sakin bir yüzey görebiliriz. Ancak denizin hafızası daha kalabalıktır.
İlk kayıtlar ve sessiz dönem
Geçen yüzyılın
başlarında Marmara’nın balık faunası üzerine yapılan çalışmalar sınırlıydı.
Kıkırdaklı balıklar çoğu zaman “yan av” olarak kaydediliyor, ayrıntılı
taksonomik incelemeler nadiren yapılıyordu. Tür teşhisleri bazen yüzeysel
kalıyor, bilimsel adlandırmalarda belirsizlikler bulunuyordu. Buna rağmen erken
dönem kayıtları, Marmara’nın bir zamanlar köpekbalıklarını ve akraba türler
olan vatozlar, irinalar ve torpil balıklarını içeren, düşündüğümüzden daha
zengin bir kıkırdaklı balıklar topluluğuna sahip olduğuna işaret eder.
Bir zamanlar
Marmara, yalnızca küçük kıyısal türlerin değil, açık deniz ekosisteminin en üst
düzey yırtıcılarının da uğrak yeriydi. Bu ziyaretçiler arasında en dikkat çekeni
büyük beyaz köpekbalığı namlı Carcharodon
carcharias’dı. Yine aynı dönemlerde mavi köpekbalığı (Prionace glauca), dikburun harharyas (Lamna nasus) ve sapan köpekbalığı (Alopias vulpinus) gibi hızlı ve güçlü pelajik türlerin varlığına
dair kayıtlar bulunmaktadır. Bu türler Marmara’da sürekli yerleşik değildi;
ancak bu deniz onların göç yolları üzerinde bulunuyordu. İlk iki tür Marmara’yı
çoktan terkettiler ve geride sade sapan köpekbalığı kaldı.
Orkinosun gölgesinde
Marmara
Denizi’nin tarihsel ekolojisini anlamaya çalışırken orkinos (Thunnus thynnus) göçünü göz ardı etmek
mümkün değildir. Atlantik’ten Akdeniz’e, oradan Ege ve Marmara üzerinden
Karadeniz’e uzanan mavi yüzgeçli orkinos göçü, yalnızca ekonomik değil,
ekolojik bir olaydı. Orkinos sürülerini takip eden büyük yırtıcılar da bu
rotayı izliyordu. Bir dönem Marmara kıyılarında yakalanan büyük köpekbalıkları
tesadüf değildi. Onların bu küçük iç denizdeki varlıkları, farklı türler
arasındaki beslenme ilişkilerini tanımlayan trofik zincirin üst basamaklarının
hâlâ işlediğini gösteriyordu. Bugün bu tabloyu hayal etmek zor olabilir. Ancak
arşiv kayıtları ve balıkçı anlatıları, Marmara’nın bir zamanlar açık deniz
karakterine sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Derinliklerin sakinleri
Marmara’nın
yalnızca yüzeyi değil, derinlikleri de hareketliydi. Mesela derin deniz
bölgesinde yaşayan en büyük yırtıcılardan birisi olan altı yarıklı boz camgöz (Hexanchus griseus), en az 100 yıldır Marmara’da
tanınan bir köpekbalığıdır. Bu tür, geniş tolerans aralığı sayesinde farklı
koşullara uyum sağlayabilen bir yırtıcıdır. Yine çeşitli vatoz türleri ve dip
yaşamına uyum sağlamış olan kıkırdaklı balıklar, Marmara’nın dip habitatlarında
yaşamlarını sürdürüyorlardı. Bu çeşitlilik, sistemin yalnızca göçmenlerden
ibaret olmadığını; yerleşik ve yarı-yerleşik türlerin de bulunduğunu gösterir.
Temiz yıllar ve ekolojik bütünlük
“Temiz
yıllar” ifadesi romantik bir geçmiş özlemi anlamına gelmez. Ancak 20. yüzyılın
ortalarına kadar Marmara’da oksijen seviyeleri daha istikrarlıydı, kıyısal
yapılaşma bugünkü yoğunlukta değildi ve endüstriyel balıkçılık bugünkü
kapasitesine ulaşmamıştı. Bu koşullar altında büyük yırtıcıların ve pelajik
türlerin geçişi mümkündü. Ekosistem basamakları daha bütünlüklü çalışıyordu.
Üst düzey avcıların varlığı, alt trofik seviyelerin düzenlenmesine katkı
sağlıyordu. Marmara, küçük ama ekolojik olarak işlevsel bir denizdi. Dip ağlarından
çıkan derin deniz köpekbalıkları, sistemin hâlâ derinliklerinde sürprizler
barındırdığını gösteriyordu. Bu türlerin varlığı, Marmara’nın derin
tabakalarının biyolojik açıdan tamamen yoksullaşmadığını, denizin yalnızca
yüzeyde görülenle sınırlı olmadığını hatırlatır.
Bilimin geç uyanışı
1990’lı
yıllardan itibaren Marmara Denizi’nin kıkırdaklı balıkları üzerine yapılan
çalışmaların sayısında ve kalitesinde belirgin bir artış yaşandı. Taksonomik
doğrulamalar, güncellenmiş tür envanterleri ve saha temelli çalışmalar,
geçmişteki belirsizlikleri azaltmaya başladı. Bu birikim, Marmara’nın tarihsel
ve güncel durumunu karşılaştırma imkânı verdi. Ve bu karşılaştırma şunu
gösterdi:
Marmara bir
zamanlar daha kalabalıktı.
Gelenlerin anlamı
Bu ilk
bölümde gördüğümüz tablo şu:
Marmara
Denizi, yalnızca kıyısal küçük türlerin yaşadığı sınırlı bir havza değildi.
Büyük pelajik köpekbalıkları, göçmen yırtıcılar ve çeşitli demersal türler bu
sistemin parçalarıydı. Bu deniz, Karadeniz ile Akdeniz arasında biyolojik bir
köprüydü. Ancak bu tablo sabit kalmadı.
Yazı
dizisinin bir sonraki bölümünde, bu sistemden kimlerin çekildiğini, pelajik
türlerin neden artık nadirleştiğini ve ekolojik kırılmanın arkasındaki çevresel
ve ekonomik dinamikleri inceleyeceğiz. Çünkü Marmara’nın hikâyesi yalnızca
gelenlerle tamamlanmıyor.
Devam
edecek. 🌊
Kaynak Makale:
KABASAKAL,
H. & F.S. KARAKULAK (2025): Demersal elasmobranchs of the Sea of Marmara:
Updated inventory, taxonomic issues and environmental implications. ANNALES ·
Ser. hist. nat., 35, 221-242.
Kaynak
makaleye aşağıdaki linkten erişebilirsiniz:




























