15 Mart 2026 Pazar

TEHDİT ALTINDAKİ VATOZLARIN GİZLİ BULUŞMASI

 


Güneydoğu Ege’de yer alan Güllük Körfezi, uzun yıllardır balıkçılar ve dalgıçlar tarafından bilinen üretken bir kıyı ekosistemidir. Ancak son yıllarda bu suların altında dikkat çekici bir hikâye ortaya çıkmıştır. Sekiz yıl boyunca aynı bölgede yapılan serbest dalışlar sırasında kaydedilen sualtı görüntüleri, Akdeniz’de nesli tehlike altında bulunan bazı vatoz türlerinin yaz aylarında burada düzenli olarak toplandığını göstermektedir. Özellikle kazık kuyruk ve çuçuna gibi kritik tehlike altındaki türlerin mevsimsel olarak aynı bölgede görülmesi, Güllük Körfezi’nin bu hayvanlar için önemli bir üreme veya yavru gelişim alanı olabileceğini düşündürmektedir. Ancak bu keşif aynı zamanda önemli bir soruyu da gündeme getiriyor: Eğer bu bölge gerçekten kritik bir habitat ise, artan balıkçılık baskısı ve kıyı faaliyetleri bu hassas ekosistemi nasıl etkiliyor? Güllük Körfezi’nin sularında ortaya çıkan bu hikâye, Akdeniz’in tehdit altındaki kıkırdaklı balıkları için hem umut hem de endişe barındırıyor.

Macera bilime dönüşüyor

Temmuz sabahıydı. Güneydoğu Ege’nin sakin sularında güneş henüz yükselirken, Güllük Körfezi’nin yüzeyi neredeyse cam gibi duruyordu. Serbest dalgıç Ata Bilgili sessizce suya girdi. Kıyıdan birkaç yüz metre açıkta, dip yalnızca on beş metre derindeydi. Taşlık alanların arasında uzanan kum düzlükleri ve deniz çayırları güneş ışığıyla aydınlanıyordu. Dalgıç yavaşça dibe süzülürken bir anda kumun üzerinde geniş bir gölge hareket etti. Ardından bir tane daha… ve bir tane daha. Çok geçmeden suyun içinde kanatlarını ağır ağır çırparak süzülen dev vatozlar belirdi. Bazıları kumun üzerine uzanmış, bazıları ise dipten birkaç metre yukarıda daireler çiziyordu.

Bu bir tesadüf değildi. Aynı karşılaşma sonraki yıllarda tekrarlandı. Her yaz, aynı yerde, aynı dönemde… Sekiz yıl boyunca kaydedilen bu karşılaşmalar, Akdeniz’in en tehdit altındaki bazı vatoz türlerinin Güllük Körfezi’nde mevsimsel olarak toplandığını ortaya koyacaktı.

Sessiz Kanatlar: Kıkırdaklı Balıkların Görünmeyen Krizi

Köpekbalıkları ve akrabaları olan vatozlar, çuçunalar, folyalar ve benzeri yassı kıkırdaklı balıklar, denizlerin en eski ve en dikkat çekici canlıları arasında yer alır. Kemikten değil kıkırdaktan oluşan iskeletleri nedeniyle kıkırdaklı balıklar olarak bilinirler ve yaklaşık 400 milyon yıllık bir evrimsel geçmişe sahiptirler.

Ancak bugün bu kadim soy ciddi bir krizle karşı karşıya. Yakın zamanda yapılan küresel değerlendirmeler, dünya genelinde bilinen kıkırdaklı balık türlerinin önemli bir bölümünün yok olma tehlikesi altında olduğunu göstermektedir. Bu dramatik gerilemenin başlıca nedeni aşırı avlanmadır. Bununla birlikte kıyı habitatlarının bozulması da giderek büyüyen bir tehdit haline gelmiştir. Kıkırdaklı balıkların çoğu yavaş büyür, geç olgunlaşır ve az sayıda yavru doğurur. Bu nedenle popülasyonları zarar gördüğünde toparlanmaları oldukça uzun zaman alır.

Kritik Habitatlar: Denizlerin Gizli Doğumhaneleri

Birçok köpekbalığı ve yassı kıkırdaklı balık türü yılın belirli dönemlerinde kıyısal alanlarda toplanır. Bu alanlar çoğu zaman üreme, doğum veya yavruların gelişimi için kullanılır. Bilim insanları bu bölgeleri kritik habitat olarak adlandırır. Eğer bu alanlar zarar görürse yalnızca birkaç birey değil, tüm popülasyon etkilenebilir. Bu nedenle bu türlerin hangi bölgelerde toplandığını anlamak, koruma çalışmalarının en önemli adımlarından biridir.

Bir Zıpkıncının Kamerasından Deniz Bilimi

2014 ile 2022 yılları arasında aynı bölgede düzenli olarak dalış yapan serbest dalgıç Ata Bilgili, zıpkınına monte edilmiş bir sualtı kamerasıyla görüntüler kaydetmeye başladı. Amaç rekreasyonel balık avcılığıydı. Ancak kamera yalnızca hedeflenen balıkları değil, dalış sırasında karşılaşılan diğer canlıları da kaydediyordu.

Sekiz yıl boyunca yapılan dalışların toplam süresi 336 saatten fazlaydı. Bu süre boyunca yalnızca 24 dakikalık görüntü vatozlara ve benzeri türlere aitti. Ama bu kısa görüntüler bile önemli bir hikâye anlatıyordu.

Güllük Körfezi: Ege’nin Sessiz Köşesi

Araştırmanın gerçekleştirildiği bölge Güllük Körfezi’nde yer alır. Sığ kıyı sularında derinlik çoğu yerde 15 metreyi geçmez. Dip yapısı taşlık alanlar, geniş kum düzlükleri ve deniz çayırlarıyla oldukça çeşitlidir. Bu habitatlar birçok balık türü için ideal yaşam alanı oluşturur. Bu nedenle bölge hem rekreasyonel hem de küçük ölçekli balıkçılar tarafından sıkça kullanılmaktadır.

Sekiz yıl boyunca kaydedilen görüntüler incelendiğinde toplam 127 yassı kıkırdaklı balık bireyi tespit edilmiştir. En sık karşılaşılan tür Gymnura altavela (kazık kuyruk) olmuştur. Onu Aetomylaeus bovinus (çuçuna) izlemektedir. Bu iki türün ortak bir özelliği vardır: Akdeniz’de kritik tehlike altında kabul edilmektedirler.

Yaz Ortasında Zirve

Gözlemler, kazık kuyruk ve çuçuna balıklarının bölgedeki varlığının ilkbahar ortasında başladığını ve yaz ortasında zirveye ulaştığını göstermektedir. Özellikle Temmuz ayı, birey sayısının en yüksek olduğu dönemdir. Sonbahar ilerledikçe birey sayısı hızla azalmaktadır.

Gözlemlerde belirlenebilen bireylerin büyük kısmı dişi idi. Bazı bireylerin karınlarının belirgin şekilde şişkin olması, hamile olabileceklerini düşündürmektedir. Yaz sonunda küçük bireylerin görülmeye başlaması ise bu bölgenin doğum veya yavru gelişim alanı olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.

Sahte Bolluk Tehlikesi ve Koruma Gerekliliği

Bir bölgede kısa süreli yoğunlaşma, o türün gerçekten bol olduğu anlamına gelmez. Ancak balıkçılar bazen bu durumu yanlış yorumlayabilir. Bu durum “sahte bolluk” olarak adlandırılır ve geçmişte bazı türlerin aşırı avlanmasına yol açmıştır.

Gözlenen türlerin bazıları Akdeniz’de nadir veya azalan popülasyonlara sahiptir. Bu nedenle özellikle toplanma dönemlerinde kıyısal balıkçılığın sınırlandırılması önemli bir koruma önlemi olabilir.

Umut ve Endişe

Güllük Körfezi’ndeki tablo iki farklı duyguyu aynı anda ortaya çıkarıyor. Bir yandan umut var. Çünkü Akdeniz’in en tehdit altındaki bazı vatoz türleri hâlâ burada bulunuyor. Ama aynı zamanda ciddi bir endişe de var. Çünkü bu alan henüz özel bir koruma statüsüne sahip değil.

Sekiz yıl boyunca yapılan dalışlar ve yalnızca birkaç dakikalık sualtı görüntüsü… Bunlar bize Ege Denizi’nin çoğu zaman gözden kaçan bir hikâyesini anlattı. Güllük Körfezi’nin sığ sularında süzülen vatozların kanatları, yalnızca etkileyici bir doğa sahnesi değil; aynı zamanda kırılgan bir ekosistemin işareti.

Bu hikâyenin dikkat çekici yönlerinden biri de, gözlemlerin büyük ölçüde bilimsel bir araştırma projesinin parçası olarak değil, denizi seven bir dalgıcın yıllar süren kişisel merakı sayesinde ortaya çıkmış olmasıdır. Kaynak makalenin yazarlarından olan serbest dalgıç Ata Bilgili, Güllük Körfezi’nde düzenli olarak dalmaya ve gözlem yapmaya devam ediyor. Tamamen keyif amacıyla yapılan bu dalışlar, farkında olmadan önemli bir işlev de görüyor: Bölgenin sürekli olarak gözlenmesini sağlayan gayriresmî bir “denizaltı koruculuğu”. Aynı noktaya yıllar boyunca yapılan tekrar dalışları, sualtı ekosistemindeki değişimleri fark etmeye ve nadir karşılaşılan türlerin varlığını belgelemeye yardımcı oluyor.

Bu tür bireysel gözlemler, son yıllarda deniz biliminde giderek daha fazla önem kazanan vatandaş bilimi yaklaşımının da güçlü bir örneğini oluşturuyor. Profesyonel bilim insanlarının sürekli izleyemediği alanlarda yapılan gönüllü gözlemler, özellikle nadir türlerin dağılımı ve davranışları hakkında değerli bilgiler sağlayabiliyor.

Öte yandan Güllük Körfezi’ndeki bu gözlemler yalnızca bilimsel merak uyandırmakla kalmıyor; aynı zamanda koruma açısından da önemli bir sürecin parçası hâline gelmiş durumda. International Union for Conservation of Nature bünyesinde faaliyet gösteren IUCN Shark Specialist Group tarafından yürütülen Important Shark and Ray Areas (ISRA – Kıkırdaklı Balıklar İçin Önemli Alanlar) girişimi kapsamında Güllük Körfezi şu anda aday ISRA statüsünde değerlendiriliyor.

Bu uluslararası programın amacı, köpekbalıkları ve vatozlar için kritik öneme sahip habitatları belirlemek ve bu alanların bilimsel olarak tanınmasını sağlamaktır. Güllük Körfezi’nin gözlenen kazık kuyruk ve çuçuna yoğunluğu ile olası toplanma alanı niteliği, bu bölgenin ilerleyen süreçte onaylanmış bir ISRA statüsüne yükseltilmesi ihtimalini gündeme getiriyor. Bu değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. Eğer bu statü doğrulanırsa, Güllük Körfezi Akdeniz’de kıkırdaklı balıkların korunması açısından uluslararası ölçekte tanınan önemli alanlardan biri hâline gelebilir.

Sabahları suya sessizce giren bir dalgıcın fark ettiği o ilk gölgeyle başlayan bu hikâye büyük bir koruma bölgesinin ilanıyla taçlanacak gibi duruyor.

Kaynak makale:

Bu yazı, 2023 yılında Regional Studies in Marine Science dergisinde yayımlanan Encounters with threatened batoids from the perspective of a spearfisherman suggesting an aggregation site in southeastern Aegean Sea, Turkey başlıklı bilimsel çalışmanın bulgularına dayanarak hazırlanmış, genel okuyucu için kaleme alınmış bir popüler bilim uyarlamasıdır. Kaynak makaleyi incelemek için aşağıdaki linke tıklayın:

https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S235248552300083X



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder