Güneydoğu Ege’de yer alan Güllük Körfezi, uzun yıllardır
balıkçılar ve dalgıçlar tarafından bilinen üretken bir kıyı ekosistemidir.
Ancak son yıllarda bu suların altında dikkat çekici bir hikâye ortaya
çıkmıştır. Sekiz yıl boyunca aynı bölgede yapılan serbest dalışlar sırasında
kaydedilen sualtı görüntüleri, Akdeniz’de nesli tehlike altında bulunan bazı
vatoz türlerinin yaz aylarında burada düzenli olarak toplandığını
göstermektedir. Özellikle kazık kuyruk ve çuçuna gibi kritik tehlike altındaki türlerin
mevsimsel olarak aynı bölgede görülmesi, Güllük Körfezi’nin bu hayvanlar için
önemli bir üreme veya yavru gelişim alanı olabileceğini düşündürmektedir. Ancak
bu keşif aynı zamanda önemli bir soruyu da gündeme getiriyor: Eğer bu bölge
gerçekten kritik bir habitat ise, artan balıkçılık baskısı ve kıyı faaliyetleri
bu hassas ekosistemi nasıl etkiliyor? Güllük Körfezi’nin sularında ortaya çıkan
bu hikâye, Akdeniz’in tehdit altındaki kıkırdaklı balıkları için hem umut hem
de endişe barındırıyor.
Macera bilime
dönüşüyor
Temmuz sabahıydı. Güneydoğu Ege’nin sakin sularında güneş
henüz yükselirken, Güllük Körfezi’nin yüzeyi neredeyse cam gibi duruyordu. Serbest
dalgıç Ata Bilgili sessizce suya girdi. Kıyıdan birkaç yüz metre açıkta, dip
yalnızca on beş metre derindeydi. Taşlık alanların arasında uzanan kum
düzlükleri ve deniz çayırları güneş ışığıyla aydınlanıyordu. Dalgıç yavaşça dibe
süzülürken bir anda kumun üzerinde geniş bir gölge hareket etti. Ardından bir
tane daha… ve bir tane daha. Çok geçmeden suyun içinde kanatlarını ağır ağır
çırparak süzülen dev vatozlar belirdi. Bazıları kumun üzerine uzanmış, bazıları
ise dipten birkaç metre yukarıda daireler çiziyordu.
Bu bir tesadüf değildi. Aynı karşılaşma sonraki yıllarda
tekrarlandı. Her yaz, aynı yerde, aynı dönemde… Sekiz yıl boyunca kaydedilen bu
karşılaşmalar, Akdeniz’in en tehdit altındaki bazı vatoz türlerinin Güllük
Körfezi’nde mevsimsel olarak toplandığını ortaya koyacaktı.
Sessiz Kanatlar:
Kıkırdaklı Balıkların Görünmeyen Krizi
Köpekbalıkları ve akrabaları olan vatozlar, çuçunalar,
folyalar ve benzeri yassı kıkırdaklı balıklar, denizlerin en eski ve en dikkat
çekici canlıları arasında yer alır. Kemikten değil kıkırdaktan oluşan
iskeletleri nedeniyle kıkırdaklı balıklar olarak bilinirler ve yaklaşık 400
milyon yıllık bir evrimsel geçmişe sahiptirler.
Ancak bugün bu kadim soy ciddi bir krizle karşı karşıya.
Yakın zamanda yapılan küresel değerlendirmeler, dünya genelinde bilinen
kıkırdaklı balık türlerinin önemli bir bölümünün yok olma tehlikesi altında
olduğunu göstermektedir. Bu dramatik gerilemenin başlıca nedeni aşırı avlanmadır.
Bununla birlikte kıyı habitatlarının bozulması da giderek büyüyen bir tehdit
haline gelmiştir. Kıkırdaklı balıkların çoğu yavaş büyür, geç olgunlaşır ve az
sayıda yavru doğurur. Bu nedenle popülasyonları zarar gördüğünde toparlanmaları
oldukça uzun zaman alır.
Kritik Habitatlar:
Denizlerin Gizli Doğumhaneleri
Birçok köpekbalığı ve yassı kıkırdaklı balık türü yılın
belirli dönemlerinde kıyısal alanlarda toplanır. Bu alanlar çoğu zaman üreme,
doğum veya yavruların gelişimi için kullanılır. Bilim insanları bu bölgeleri
kritik habitat olarak adlandırır. Eğer bu alanlar zarar görürse yalnızca birkaç
birey değil, tüm popülasyon etkilenebilir. Bu nedenle bu türlerin hangi
bölgelerde toplandığını anlamak, koruma çalışmalarının en önemli adımlarından
biridir.
Bir Zıpkıncının Kamerasından Deniz Bilimi
2014 ile 2022 yılları arasında aynı bölgede düzenli olarak
dalış yapan serbest dalgıç Ata Bilgili, zıpkınına monte edilmiş bir sualtı
kamerasıyla görüntüler kaydetmeye başladı. Amaç rekreasyonel balık avcılığıydı.
Ancak kamera yalnızca hedeflenen balıkları değil, dalış sırasında karşılaşılan
diğer canlıları da kaydediyordu.
Sekiz yıl boyunca yapılan dalışların toplam süresi 336
saatten fazlaydı. Bu süre boyunca yalnızca 24 dakikalık görüntü vatozlara ve
benzeri türlere aitti. Ama bu kısa görüntüler bile önemli bir hikâye
anlatıyordu.
Güllük Körfezi:
Ege’nin Sessiz Köşesi
Araştırmanın gerçekleştirildiği bölge Güllük Körfezi’nde yer
alır. Sığ kıyı sularında derinlik çoğu yerde 15 metreyi geçmez. Dip yapısı
taşlık alanlar, geniş kum düzlükleri ve deniz çayırlarıyla oldukça çeşitlidir.
Bu habitatlar birçok balık türü için ideal yaşam alanı oluşturur. Bu nedenle
bölge hem rekreasyonel hem de küçük ölçekli balıkçılar tarafından sıkça
kullanılmaktadır.
Sekiz yıl boyunca kaydedilen görüntüler incelendiğinde toplam
127 yassı kıkırdaklı balık bireyi tespit edilmiştir. En sık karşılaşılan tür Gymnura altavela (kazık kuyruk)
olmuştur. Onu Aetomylaeus bovinus (çuçuna)
izlemektedir. Bu iki türün ortak bir özelliği vardır: Akdeniz’de kritik tehlike
altında kabul edilmektedirler.
Yaz Ortasında Zirve
Gözlemler, kazık kuyruk ve çuçuna balıklarının bölgedeki
varlığının ilkbahar ortasında başladığını ve yaz ortasında zirveye ulaştığını
göstermektedir. Özellikle Temmuz ayı, birey sayısının en yüksek olduğu
dönemdir. Sonbahar ilerledikçe birey sayısı hızla azalmaktadır.
Gözlemlerde belirlenebilen bireylerin büyük kısmı dişi idi.
Bazı bireylerin karınlarının belirgin şekilde şişkin olması, hamile
olabileceklerini düşündürmektedir. Yaz sonunda küçük bireylerin görülmeye
başlaması ise bu bölgenin doğum veya yavru gelişim alanı olabileceği ihtimalini
güçlendirmektedir.
Sahte Bolluk
Tehlikesi ve Koruma Gerekliliği
Bir bölgede kısa süreli yoğunlaşma, o türün gerçekten bol
olduğu anlamına gelmez. Ancak balıkçılar bazen bu durumu yanlış yorumlayabilir.
Bu durum “sahte bolluk” olarak adlandırılır ve geçmişte bazı türlerin aşırı
avlanmasına yol açmıştır.
Gözlenen türlerin bazıları Akdeniz’de nadir veya azalan
popülasyonlara sahiptir. Bu nedenle özellikle toplanma dönemlerinde kıyısal
balıkçılığın sınırlandırılması önemli bir koruma önlemi olabilir.
Umut ve Endişe
Güllük Körfezi’ndeki tablo iki farklı duyguyu aynı anda
ortaya çıkarıyor. Bir yandan umut var. Çünkü Akdeniz’in en tehdit altındaki
bazı vatoz türleri hâlâ burada bulunuyor. Ama aynı zamanda ciddi bir endişe de
var. Çünkü bu alan henüz özel bir koruma statüsüne sahip değil.
Sekiz yıl boyunca yapılan dalışlar ve yalnızca birkaç
dakikalık sualtı görüntüsü… Bunlar bize Ege Denizi’nin çoğu zaman gözden kaçan
bir hikâyesini anlattı. Güllük Körfezi’nin sığ sularında süzülen vatozların
kanatları, yalnızca etkileyici bir doğa sahnesi değil; aynı zamanda kırılgan
bir ekosistemin işareti.
Bu hikâyenin dikkat çekici yönlerinden biri de, gözlemlerin
büyük ölçüde bilimsel bir araştırma projesinin parçası olarak değil, denizi seven
bir dalgıcın yıllar süren kişisel merakı sayesinde ortaya çıkmış olmasıdır.
Kaynak makalenin yazarlarından olan serbest dalgıç Ata Bilgili, Güllük
Körfezi’nde düzenli olarak dalmaya ve gözlem yapmaya devam ediyor. Tamamen
keyif amacıyla yapılan bu dalışlar, farkında olmadan önemli bir işlev de
görüyor: Bölgenin sürekli olarak gözlenmesini sağlayan gayriresmî bir
“denizaltı koruculuğu”. Aynı noktaya yıllar boyunca yapılan tekrar dalışları,
sualtı ekosistemindeki değişimleri fark etmeye ve nadir karşılaşılan türlerin
varlığını belgelemeye yardımcı oluyor.
Bu tür bireysel gözlemler, son yıllarda deniz biliminde
giderek daha fazla önem kazanan vatandaş bilimi yaklaşımının da güçlü bir
örneğini oluşturuyor. Profesyonel bilim insanlarının sürekli izleyemediği alanlarda
yapılan gönüllü gözlemler, özellikle nadir türlerin dağılımı ve davranışları
hakkında değerli bilgiler sağlayabiliyor.
Öte yandan Güllük Körfezi’ndeki bu gözlemler yalnızca
bilimsel merak uyandırmakla kalmıyor; aynı zamanda koruma açısından da önemli
bir sürecin parçası hâline gelmiş durumda. International Union for Conservation
of Nature bünyesinde faaliyet gösteren IUCN Shark Specialist Group tarafından
yürütülen Important Shark and Ray Areas (ISRA – Kıkırdaklı Balıklar İçin Önemli
Alanlar) girişimi kapsamında Güllük Körfezi şu anda aday ISRA statüsünde
değerlendiriliyor.
Bu uluslararası programın amacı, köpekbalıkları ve vatozlar
için kritik öneme sahip habitatları belirlemek ve bu alanların bilimsel olarak
tanınmasını sağlamaktır. Güllük Körfezi’nin gözlenen kazık kuyruk ve çuçuna
yoğunluğu ile olası toplanma alanı niteliği, bu bölgenin ilerleyen süreçte
onaylanmış bir ISRA statüsüne yükseltilmesi ihtimalini gündeme getiriyor. Bu
değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. Eğer bu statü doğrulanırsa, Güllük
Körfezi Akdeniz’de kıkırdaklı balıkların korunması açısından uluslararası
ölçekte tanınan önemli alanlardan biri hâline gelebilir.
Sabahları suya sessizce giren bir dalgıcın fark ettiği o ilk
gölgeyle başlayan bu hikâye büyük bir koruma bölgesinin ilanıyla taçlanacak
gibi duruyor.
Kaynak makale:
Bu yazı, 2023 yılında Regional Studies in Marine Science
dergisinde yayımlanan Encounters with threatened batoids from the perspective
of a spearfisherman suggesting an aggregation site in southeastern Aegean Sea,
Turkey başlıklı bilimsel çalışmanın bulgularına dayanarak hazırlanmış, genel
okuyucu için kaleme alınmış bir popüler bilim uyarlamasıdır. Kaynak makaleyi
incelemek için aşağıdaki linke tıklayın:
https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S235248552300083X



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder