Bir denizin değişimi çoğu zaman sessiz olur. Gürültülü olan gemilerdir, kıyı şeritleridir, limanlardır. Ama ekolojik değişim genellikle kayıtlarda incelen satırlarla anlaşılır. Marmara Denizi için de durum farklı değildir. Bir önceki bölümde, bu denizin bir zamanlar büyük pelajik köpekbalıklarının ve açık deniz yırtıcılarının geçiş alanı olduğunu gördük. Carcharodon carcharias gibi üst düzey avcılar, orkinos göçleriyle bağlantılı olarak Marmara’ya giriyordu. Günümüzde ise Alopias vulpinus içdenizin pelajik sisteminde kol gezen tepe avcıların muhtemelen kalan son temsilcisi.
Peki ne
değişti?
Göçün zayıflaması
Marmara
Denizi’nin pelajik ekolojisini anlamak için orkinos göçünü merkeze koymak
gerekir. Atlantik’ten Akdeniz’e, oradan Ege ve Marmara üzerinden Karadeniz’e
uzanan göç yolu, yalnızca ekonomik bir olay değil, trofik bir omurgaydı. Orkinos
sürüleri, beraberlerinde yalnızca ekonomik değer taşımıyordu. Onları takip eden
büyük yırtıcılar da bu göç zincirinin parçasıydı. Üst basamak avcıların
varlığı, sistemin işlediğinin göstergesiydi.
20. yüzyılın
ikinci yarısından itibaren orkinos stoklarında belirgin azalmalar yaşandı.
Aşırı avcılık, teknolojik kapasitenin artışı ve stokların yeterince izlenmemesi
bu süreci hızlandırdı. Orkinos göçünün zayıflaması, Marmara’nın pelajik
ziyaretçilerini de etkiledi. Bir denizden bir tür çekildiğinde yalnız gitmez.
Onu takip edenler de rota değiştirir.
Endüstriyel dönüşüm
1970’lerden
itibaren balıkçılık teknolojisinde yaşanan gelişmeler Marmara’nın da kaderini
değiştirdi. Daha güçlü motorlar, daha geniş ağlar, sonar sistemleri ve artan av
baskısı, yalnızca hedef türleri değil, ekosistemin tamamını etkiledi. Pelajik
köpekbalıkları çoğu zaman hedef tür değildi. Ancak yan av (hedef dışı av)
baskısı altında kaldılar. Büyük ağ sistemleri, göç yollarındaki bireyleri
seçmeden yakalayabiliyordu. Pelajik türlerin biyolojik özellikleri bu baskıya
karşı savunmasızdır. Çünkü:
- Geç olgunlaşırlar
- Doğurganlıkları düşüktür
- Yaşam süreleri uzundur
Bu
özellikler, zarar gören ve azalan popülasyonların hızlı toparlanmasını
engeller. Marmara gibi yarı kapalı bir sistemde bu baskı daha görünür sonuçlar
doğurur.
Kıyının değişimi
Pelajik
türlerin seyrekleşmesi yalnızca açık denizle ilgili değildir. Kıyı alanları,
üreme ve yavru gelişim alanları açısından kritik öneme sahiptir. 20. yüzyılın
son çeyreğinde Marmara kıyılarında yoğun yapılaşma, liman genişlemeleri, dolgu
alanları ve sanayi faaliyetleri artmıştır. Kıyısal habitatların bütünlüğünü zayıflatan
bu yıkım süreci günümüzde hız kesmeden devam ediyor. Pelajik köpekbalıkları
çoğu zaman geniş alan kullanan türlerdir; ancak yaşam döngülerinin belirli
evrelerinde kıyısal sistemlere bağımlı olabilirler. Habitatın basitleşmesi,
yalnızca fiziksel bir kayıp değildir; aynı zamanda ekolojik işlev kaybıdır.
Trofik zincirin üstten incelmesi
Ekosistemler
çoğu zaman alttan değil, üstten incelir. Üst düzey avcıların seyrekleşmesi,
trofik yapının yeniden düzenlenmesine yol açar. Orta basamak türler üzerindeki yırtıcı
baskısı azalır; bu da alt basamaklara dolaylı etkiler doğurur. Marmara
Denizi’nde pelajik sistemin üst basamağındaki incelme, zamanla daha sade bir
açık su yapısına doğru evrilmiştir. Bugün Marmara, yüzeyden bakıldığında
“güvenli” bir deniz gibi görünebilir. Büyük pelajik köpekbalığı kayıtları
seyrektir. Ancak güvenlik algısı ile ekolojik bütünlük aynı şey değildir. Büyük
yırtıcıların yokluğu, sistemin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
Sessiz çekilme
Pelajik
türlerin Marmara’dan çekilişi dramatik bir kopuş şeklinde olmamıştır. Daha çok
kayıtların seyrekleşmesi, rastlantısal yakalamaların azalması ve gözlemlerin
nadirleşmesi biçiminde gerçekleşmiştir. Bu nedenle kamuoyu algısında belirgin
bir kırılma yaşanmamıştır. Bir türün azaldığını anlamak için uzun süreli veri
gerekir. Marmara’da bu tür sistematik veriler ancak son birkaç on yılda
oluşmaya başlamıştır.
Geçmişteki
sınırlı kayıtlar ile güncel veriler karşılaştırıldığında pelajik temsilin
daraldığı görülmektedir. Bugün Marmara’da pelajik köpekbalıklarının tek
temsilci türü sapan köpekbalığıdır (Alopias
vulpinus) ve tür çeşitliliğindeki azalma söz konusu daralmanın somut
göstergelerinden biridir. Bu, bir anda gerçekleşmiş bir çöküş değil; onlarca
yıla yayılan bir seyrekleşme sürecidir.
Ekolojik yeniden yapılanma
Bir sistemde
üst düzey avcıların azalması, boşluk yaratır. Bu boşluk her zaman aynı türlerle
doldurulmaz. Marmara Denizi zaman içinde daha kıyısal, daha bentik ağırlıklı
bir yapıya doğru evrilmiştir. Açık su sisteminin karmaşıklığı azalmış, türler
arasındaki beslenme ilişkilerini tanımlayan trofik bağlantılar sadeleşmiştir. Bu
yeniden yapılanma süreci, 3. Bölüm’de ele alacağımız “kalanlar”ın neden
çoğunlukla demersal türlerden oluştuğunu anlamak açısından önemlidir.
Pelajikler
geniş alan ister. Göç ister. Süreklilik ister.
Yarı kapalı
ve çevresel baskılar altındaki bir deniz ise zamanla daha yerel, daha sınırlı
bir biyolojik kompozisyona doğru kayabilir.
Güvenli ama yoksul
Bugün
Marmara Denizi’nde büyük pelajik köpekbalığı gözlemleri son derece nadirdir. Bu
durum bazıları için bir rahatlama anlamına gelebilir. Ancak bir denizin büyük
yırtıcılarını kaybetmesi, ekolojik açıdan bir kazanım değildir. Büyük
yırtıcılar yalnızca korku unsuru değildir; sistemin dengeleyici aktörleridir.
Marmara
artık daha az pelajik baskıya sahip olabilir. Ama bu durum, sistemin daha
zengin olduğu anlamına gelmez. Aksine, besin zincirindeki üst basamakların
incelmesi çoğu zaman daha kırılgan bir yapıya işaret eder.
Şimdi soru değişiyor
Bu bölümde
Marmara’dan çekilenleri, seyrekleşenleri ve trofik zincirin üst basamağındaki
incelmeyi ele aldık. Ancak hikâye burada bitmiyor. Bir sistemde herkes gitmez.
- Bazıları kalır
- Bazıları uyum sağlar
- Bazıları derinliklere çekilir
Bir sonraki
bölümde, bugün Marmara Denizi’nde hangi kıkırdaklı balıkların yaşadığını, neden
çoğunluğun dip türlerinden oluştuğunu ve oksijen azalışının yaşam alanını nasıl
daralttığını inceleyeceğiz. Çünkü Marmara’nın bugünkü hikâyesi, gidenlerden çok
kalanlarla yazılıyor.
Devam
edecek. 🌊
Kaynak makale:
KABASAKAL,
H. & F.S. KARAKULAK (2025): Demersal elasmobranchs of the Sea of Marmara:
Updated inventory, taxonomic issues and environmental implications. ANNALES ·
Ser. hist. nat., 35, 221-242.
Kaynak
makaleye aşağıdaki linkten erişebilirsiniz:



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder