5 Mart 2026 Perşembe

KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ, KİMLER KALDI 2. BÖLÜM – GİDENLER

Bir denizin değişimi çoğu zaman sessiz olur. Gürültülü olan gemilerdir, kıyı şeritleridir, limanlardır. Ama ekolojik değişim genellikle kayıtlarda incelen satırlarla anlaşılır. Marmara Denizi için de durum farklı değildir. Bir önceki bölümde, bu denizin bir zamanlar büyük pelajik köpekbalıklarının ve açık deniz yırtıcılarının geçiş alanı olduğunu gördük. Carcharodon carcharias gibi üst düzey avcılar, orkinos göçleriyle bağlantılı olarak Marmara’ya giriyordu. Günümüzde ise Alopias vulpinus içdenizin pelajik sisteminde kol gezen tepe avcıların muhtemelen kalan son temsilcisi.

Peki ne değişti?

Göçün zayıflaması

Marmara Denizi’nin pelajik ekolojisini anlamak için orkinos göçünü merkeze koymak gerekir. Atlantik’ten Akdeniz’e, oradan Ege ve Marmara üzerinden Karadeniz’e uzanan göç yolu, yalnızca ekonomik bir olay değil, trofik bir omurgaydı. Orkinos sürüleri, beraberlerinde yalnızca ekonomik değer taşımıyordu. Onları takip eden büyük yırtıcılar da bu göç zincirinin parçasıydı. Üst basamak avcıların varlığı, sistemin işlediğinin göstergesiydi.

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren orkinos stoklarında belirgin azalmalar yaşandı. Aşırı avcılık, teknolojik kapasitenin artışı ve stokların yeterince izlenmemesi bu süreci hızlandırdı. Orkinos göçünün zayıflaması, Marmara’nın pelajik ziyaretçilerini de etkiledi. Bir denizden bir tür çekildiğinde yalnız gitmez. Onu takip edenler de rota değiştirir.

Endüstriyel dönüşüm

1970’lerden itibaren balıkçılık teknolojisinde yaşanan gelişmeler Marmara’nın da kaderini değiştirdi. Daha güçlü motorlar, daha geniş ağlar, sonar sistemleri ve artan av baskısı, yalnızca hedef türleri değil, ekosistemin tamamını etkiledi. Pelajik köpekbalıkları çoğu zaman hedef tür değildi. Ancak yan av (hedef dışı av) baskısı altında kaldılar. Büyük ağ sistemleri, göç yollarındaki bireyleri seçmeden yakalayabiliyordu. Pelajik türlerin biyolojik özellikleri bu baskıya karşı savunmasızdır. Çünkü:

  • Geç olgunlaşırlar
  • Doğurganlıkları düşüktür
  • Yaşam süreleri uzundur

Bu özellikler, zarar gören ve azalan popülasyonların hızlı toparlanmasını engeller. Marmara gibi yarı kapalı bir sistemde bu baskı daha görünür sonuçlar doğurur.

Kıyının değişimi

Pelajik türlerin seyrekleşmesi yalnızca açık denizle ilgili değildir. Kıyı alanları, üreme ve yavru gelişim alanları açısından kritik öneme sahiptir. 20. yüzyılın son çeyreğinde Marmara kıyılarında yoğun yapılaşma, liman genişlemeleri, dolgu alanları ve sanayi faaliyetleri artmıştır. Kıyısal habitatların bütünlüğünü zayıflatan bu yıkım süreci günümüzde hız kesmeden devam ediyor. Pelajik köpekbalıkları çoğu zaman geniş alan kullanan türlerdir; ancak yaşam döngülerinin belirli evrelerinde kıyısal sistemlere bağımlı olabilirler. Habitatın basitleşmesi, yalnızca fiziksel bir kayıp değildir; aynı zamanda ekolojik işlev kaybıdır.

Trofik zincirin üstten incelmesi

Ekosistemler çoğu zaman alttan değil, üstten incelir. Üst düzey avcıların seyrekleşmesi, trofik yapının yeniden düzenlenmesine yol açar. Orta basamak türler üzerindeki yırtıcı baskısı azalır; bu da alt basamaklara dolaylı etkiler doğurur. Marmara Denizi’nde pelajik sistemin üst basamağındaki incelme, zamanla daha sade bir açık su yapısına doğru evrilmiştir. Bugün Marmara, yüzeyden bakıldığında “güvenli” bir deniz gibi görünebilir. Büyük pelajik köpekbalığı kayıtları seyrektir. Ancak güvenlik algısı ile ekolojik bütünlük aynı şey değildir. Büyük yırtıcıların yokluğu, sistemin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.

Sessiz çekilme

Pelajik türlerin Marmara’dan çekilişi dramatik bir kopuş şeklinde olmamıştır. Daha çok kayıtların seyrekleşmesi, rastlantısal yakalamaların azalması ve gözlemlerin nadirleşmesi biçiminde gerçekleşmiştir. Bu nedenle kamuoyu algısında belirgin bir kırılma yaşanmamıştır. Bir türün azaldığını anlamak için uzun süreli veri gerekir. Marmara’da bu tür sistematik veriler ancak son birkaç on yılda oluşmaya başlamıştır.

Geçmişteki sınırlı kayıtlar ile güncel veriler karşılaştırıldığında pelajik temsilin daraldığı görülmektedir. Bugün Marmara’da pelajik köpekbalıklarının tek temsilci türü sapan köpekbalığıdır (Alopias vulpinus) ve tür çeşitliliğindeki azalma söz konusu daralmanın somut göstergelerinden biridir. Bu, bir anda gerçekleşmiş bir çöküş değil; onlarca yıla yayılan bir seyrekleşme sürecidir.

Ekolojik yeniden yapılanma

Bir sistemde üst düzey avcıların azalması, boşluk yaratır. Bu boşluk her zaman aynı türlerle doldurulmaz. Marmara Denizi zaman içinde daha kıyısal, daha bentik ağırlıklı bir yapıya doğru evrilmiştir. Açık su sisteminin karmaşıklığı azalmış, türler arasındaki beslenme ilişkilerini tanımlayan trofik bağlantılar sadeleşmiştir. Bu yeniden yapılanma süreci, 3. Bölüm’de ele alacağımız “kalanlar”ın neden çoğunlukla demersal türlerden oluştuğunu anlamak açısından önemlidir.

Pelajikler geniş alan ister. Göç ister. Süreklilik ister.

Yarı kapalı ve çevresel baskılar altındaki bir deniz ise zamanla daha yerel, daha sınırlı bir biyolojik kompozisyona doğru kayabilir.

Güvenli ama yoksul

Bugün Marmara Denizi’nde büyük pelajik köpekbalığı gözlemleri son derece nadirdir. Bu durum bazıları için bir rahatlama anlamına gelebilir. Ancak bir denizin büyük yırtıcılarını kaybetmesi, ekolojik açıdan bir kazanım değildir. Büyük yırtıcılar yalnızca korku unsuru değildir; sistemin dengeleyici aktörleridir.

Marmara artık daha az pelajik baskıya sahip olabilir. Ama bu durum, sistemin daha zengin olduğu anlamına gelmez. Aksine, besin zincirindeki üst basamakların incelmesi çoğu zaman daha kırılgan bir yapıya işaret eder.

Şimdi soru değişiyor

Bu bölümde Marmara’dan çekilenleri, seyrekleşenleri ve trofik zincirin üst basamağındaki incelmeyi ele aldık. Ancak hikâye burada bitmiyor. Bir sistemde herkes gitmez.

  • Bazıları kalır
  • Bazıları uyum sağlar
  • Bazıları derinliklere çekilir

Bir sonraki bölümde, bugün Marmara Denizi’nde hangi kıkırdaklı balıkların yaşadığını, neden çoğunluğun dip türlerinden oluştuğunu ve oksijen azalışının yaşam alanını nasıl daralttığını inceleyeceğiz. Çünkü Marmara’nın bugünkü hikâyesi, gidenlerden çok kalanlarla yazılıyor.

Devam edecek. 🌊

Kaynak makale:

KABASAKAL, H. & F.S. KARAKULAK (2025): Demersal elasmobranchs of the Sea of Marmara: Updated inventory, taxonomic issues and environmental implications. ANNALES · Ser. hist. nat., 35, 221-242.

Kaynak makaleye aşağıdaki linkten erişebilirsiniz:

https://zdjp.si/wp-content/uploads/2025/12/Annales-SHN-35-2025-2-Hakan-KABASAKAL-F.-Saadet-KARAKULAK_LOWRESS.pdf






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder