10 Mart 2026 Salı

GÖLGEDE KALAN DEV: BOZCAMGÖZ












İnsanoğlunun doğa üzerinde tahribat düzeyinde etkilere yol açtığı Antroposen (insan) çağını vurgulayan en belirgin özelliklerden biri, deniz megafaunasının mensubu olan canlıların dramatik azalışları ya da yok oluşlarıdır. Vücut ağırlığı 45 kg ve üzerinde olan tüm canlıları içeren megafauna, deniz ve okyanus ekosistemlerinin yaşam süreçlerinin devamında kilit roller oynayan büyük canlıların ortak çatısıdır. Balinalar, kutup ayıları, foklar ve nihayet büyük köpekbalıkları megafaunanın ilk akla gelen canlılardır. Yine de megafauna çatısı altındaki büyük köpekbalıklarının hepsi aynı ilgiyi çekmez. Bu grupta balina köpekbalığı ya da büyük beyaz köpekbalığı gibi süperstar türlerin gölgesinde kalan devlerden birisi de bozcamgözdür.

Öyle iridir ki bazı doğrulanmamış kayıtlara göre uzunluğu 6 m’yi geçebilir. Öyle yırtıcıdır ki güçlü çenesindeki büyük kesici dişleri, mide içeriğinde bulunan yunus ve köpekbalığı kalıntıları büyük avlara saldırmaktan çekinmediğinin kanıtıdır. Fakat derin sularda yaşamayı tercih etmesi, çevre koşullarının bozulmadığı denizlerde sığ kıyılara çok nadir yaklaşması sebebiyle çoğunlukla gözlerden uzak bir yaşam sürer.

Bozcamgözün (Hexanchus griseus) Türk sularındaki varlığından bahseden en eski yayın Karakin Deveciyan’ın 1915 tarihli Türkiye’de Balık ve Balıkçılık adlı eseridir. Gerçi türün Akdeniz’deki erken kayıtları 1800’lü yıllardan itibaren başlamakla birlikte, balıklar alemi içerisinde köpekbalıklarına karşı olan ilgisizliğimizden bozcamgöz de payına düşeni fazlasıyla almıştır. Mesela büyük beyaz köpekbalığının (Carcharodon carcharias) daha Osmanlı dönemi gazete ve dergilerinde boy boy fotoğrafları yayınlanırken, bozcamgöz bu erken medya ilgisinden pek nasiplenememiştir. Zira büyük beyaz köpekbalığı dev türlerden birisi olmasına rağmen uzun göçler haricinde açık sulara pek çıkmaz ve av arayışını çoğunlukla kıyı yakını sularda gerçekleştirir. Kendisini çekinmeden gösteren büyük beyazın aksine bozcamgöz gözden uzak derinliklerin amasız avcısıdır. 2500 m’ye varan derinliklere kadar inebilen bozcamgözün yaşam alanı tercihi modern zamanlara kadar avcılık baskısından uzakta güvenli bir yaşam sürmesini sağladı. Ancak avcılık teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte bir zamanların erişilmez derinlikleri hızla av meralarına dönüşünce bozcamgözün de rahatı kaçtı. Hedef dışı avlanan bozcamgözlerin giderek artmasıyla birlikte aslında hiç de nadir olmadığını anlamaya başladık. 1900’lü yılların başından 20. yüzyılın son çeyreğine kadar olan dönemde Türk sularında yakalanmış olan bozcamgözlere ilişkin çok az kayıt varken, hem av derinliklerinin artması hem de yakalanan bireylerden haber alma olanaklarımızın gelişmesi sonucu 2000’lerden itibaren bölgemizde yakalanan bozcamgöz kayıtlarında gözle görülür bir artış oldu.

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından yayınlanan Journal of the Black Sea / Mediterranean Environment dergisinde 2023 yılında okuyucuyla buluşan “Yet another giant for protection: Distribution and status of the bluntnose sixgill shark, Hexanchus griseus (Hexanchiformes: Hexanchidae), in Turkish seas” başlıklı makalenin genel okuyucu için kaleme alınan bu kapsamlı özeti, gölgede kalan devin sularımızdaki yaşantısını mevcut bilgiler ışığında sizlere tanıtmayı amaçlıyor.

100 yılı aşan veri seti

Köpekbalıklarını tükenişin eşiğine taşıyan en önemli dört neden; “aşırı avcılık, kirlilik, habitat kaybı ve iklim değişimi” olarak sıralansa da ben bunlara bir beşincisini eklemek istiyorum: köpekbalıkları gibi hassas türler hakkında, derinliği olmayan kısa dönemli verileri temel alan çalışmalara dayanarak karar vermek. Ne yazık ki birçok köpekbalığı türü günümüzde hâlâ “veri yetersiz” olarak değerlendiriliyor. Yaşam döngüleri hakkında çok fazla şey bilmediğimiz bu türler için “koruma ya da ava devam” kararı verme aşamasına geldiğimizde bu veri yetersizliği elimizi kolumuzu bağlıyor. Uzun yıllar boyunca bozcamgöz de koruma altında değildi. Ancak 2023 yılında yayımlanan makale ile bozcamgözün Türk sularındaki gerçek durumu olabilecek en net şekilde ve kanıta dayalı olarak ortaya kondu. Hal böyle olunca, alarm zilleri çalan bu tür için koruma kararı alınması da gecikmedi. Zira bu yayının temelinde 100 yılı aşan kayıtların derlenmesiyle oluşan ve 234 tane bozcamgöze ait biyolojik verilerin bir araya getirildiği bir veri seti var. Dünü anlamamızı sağlayan veri setleri koruma biyolojisinde çalışan araştırmacılar için vazgeçilmez önemde ve bu durum bozcamgöz için de geçerli.

Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan dağılım

Türk sularında kaydedilmiş olan 234 bozcamgözün yakalandıkları yerler haritaya işaretlendiğinde, Akdeniz’den Karadeniz’e kadar yayılan bir desen ortaya çıkıyor. Kayıtların %24’ü Ege’de, %17.5’i Akdeniz’de ve %1.7’si Karadeniz’de. Ancak 2023 yılı itibarıyla 131 tane bozcamgözün hedef dışı yakalanmış olduğu Marmara Denizi, %56’lık av oranıyla Türk sularında bozcamgöz kayıtlarının odak noktasını oluşturuyor.

Yakalanan bireylerin uzunlukları 66 cm’lik yeni doğandan 550 cm’lik devasa dişilere kadar geniş bir uzunluk aralığıyla temsil ediliyor. Ayrıca yeni doğandan büyük erişkinlere kadar tüm boy gruplarına Karadeniz dışında tüm denizlerimizde rastlanmış olması, bozcamgözün doğum, gelişme ve yaşam alanlarının Marmara’dan doğu Akdeniz’e kadar geniş bir alanda yayıldığına işaret ediyor. Zaten sadece bozcamgöz için özellikle üreme döneminde hamile dişileri ve yeni doğanları korumak için en azından mevsimsel alan kapatmaları ya da koruma bölgeleri oluşturulamamasının temelinde de coğrafi dağılım alanının söz konusu genişliği yatıyor.

Her mevsimin avlananı

Veri setinde yer alan bozcamgözlerden 209 tanesi için yakalandıkları dönemler de kaydedilmiş. Buna göre Türk sularında bozcamgözler en fazla (toplam avın %35’i) kış aylarında yakalanmışlar ve yaklaşık %30 yakalanma oranıyla sonbahar ayları ikinci sırada geliyor. Bu durum ticari balıkçılığın tüm hızıyla devam ettiği mevsimlerle de uyumlu ve bunda şaşılacak bir şey yok. Dahası, yeni doğanların ve ilk yıl yavrularının Ekim’den Mart başına kadar olan altı aylık dönemde yakalanmış olmaları, sonbahar ortasında ilkbahar başına kadar olan doğum ve erken gelişme dönemine dikkat çekiyor. Allah’tan diğer birçok köpekbalığı türünün aksine bozcamgözde doğum ve erken gelişme nispeten derin sularda gerçekleşiyor. Aksi halde türün en narin olduğu dönemlerde yoğun balıkçılık baskısına maruz kalması, geç olgunlaşan ve az doğum yapan bozcamgöz için tam bir katliam olurdu.

Diğer yandan ticari balıkçılığın büyük ölçüde yasak olduğu yaz aylarında bozcamgöz yakalamalarının %11 oranında devam etmesi dikkat çeken bir endişe yaratıyor. Yaz bozcamgözlerinin çoğunlukla sportif balıkçılar tarafından yakalanmış olmaları en az av mevsimi kadar dikkat çeken bir başka ayrıntı.

İnsan devle savaşmayı seviyor

Veri setinde kayıtlı olan 90 tane bozcamgöz için hangi av araçlarıyla yakalandıklarının bilgisi de var. Buna göre; gırgır balıkçılığı bozcamgözlerin hedef dışı yakalanmalarının %41’inden tek başına sorumlu ve %21 av oranıyla dip trolleri ikinci sırada. Neyse ki bu iki av aracının kullanımlarında mevsimlik yasak dönemleri var ve söz konusu av yasağı dönemlerinde bozcamgöz biraz rahat nefes alabiliyor. Ancak iş dip paraketasına ve oltalara gelince durum değişiyor. Toplam avın %12’sinden sorumlu olan bu grubun yıl boyu ava devam etme gibi bir ayrıcalığı var. Özellikle doğu Akdeniz’de turizm sezonunda bozcamgöz yatağı olarak adlandırılan derin uçurumlara ki balıkçılıkta bu gibi yerlere “com ya da com başı” denir, düzenlenen balık avı turlarının bir dönem hedef türlerinden birisi de bozcamgözdü. Kendisinden defalarca büyük ve kuvvetli bir yırtıcıyı alt ederek egosunu tatmin etmek isteyen biri mi daha yırtıcı yoksa bozcamgöz mü? Koruma kararı alınmasaydı bu gibi turlar bozcamgöz popülasyonları üzerinde büyük ölçekli gırgır ve dip trollerinin yarattığı baskıya yakın bir baskı yaratabilirdi.

Endişe verici küçülme

Balık popülasyonları için alarm zilleri iki şekilde çalar: (1) popülasyonları ya da biraz daha balıkçı ağzıyla söylemek gerekirse sürü büyüklükleri azalır (recruitment overfishing); (2) aşırı avlanma sonucu popülasyondaki en iri bireyler hızla azalmaya başlar (growth overfishing). Veri setindeki bozcamgözlerin yakalandıkları tarihler ve bu dönemdeki en küçük ve en büyük birey boyları bir grafiğe yerleştirildiğinde, 2000 yılından itibaren yakalanan bozcamgözlerin ortalama boylarında belirgin bir azalma yönelimi olduğu ortaya çıkıyor. Bu yazının en sonunda yer alan linke tıklayarak kaynak makaleyi açarsanız, burada bulunan 4. şekilde söz konusu azalmayı gösteren bir grafiği inceleyebilirsiniz. Grafiğin dikey eksenindeki 300-400 cm uzunluk aralığı kritik önemde; çünkü dişi ve erkek bozcamgözler bu aralıkta cinsel olarak olgunlaşıyorlar. Grafikteki eğilim çizgisinin azalan yönü 2023 yılı itibarıyla 300 cm sınırına çok yaklaşmış durumda. Av baskısıyla büyümenin baskılanmasını bozcamgöz özelinde ortaya koyan bu durum devam ederse Türk sularındaki popülasyonun cinsel olgunluğa erişebilirliği ve neslini devam ettirebilmesi de tehdit altına girer. Sonuçta bozcamgöz nesil uzunluğu yaklaşık 56 yıl olan bir köpekbalığı türü. Bugün doğan bir bozcamgözün üreme olgunluğuna gelerek ilk yavrusunu doğuruncaya kadar geçen süre -yani nesil uzunluğu- yarım asırdan fazla. Her ne sebeple olursa olsun bozcamgözün üreyen popülasyonu zarar görürse, bu durumun açacağı yara belki 100 yılda ancak kapanır. O da her şey yolunda giderse. Çok değil daha birkaç yıl önce koruma altında değilken, zevk için bozcamgöz avlayanların aklına devin neslinin birgün kuruyabileceği acaba hiç gelmiş midir?

Koruma altına almak yetmeyebilir

Sonuç olarak, habitatların bozulması, ticari balıkçılıkta yan avlanma ve rekreasyonel balıkçıların artan ilgisine rağmen, mevcut kanıtlar bozcamgöz popülasyonlarının Türkiye sularında Karadeniz’in doğusundan Akdeniz’in doğusuna kadar yaygın olduğunu gösteriyor. Türkiye sularındaki dağılımına ilişkin olarak, bugüne kadar çok az sayıda bozcamgöz kaydedilen Karadeniz ve türün yerleşik bir popülasyona sahip olduğu görülen Marmara Denizi, daha sistematik araştırmalar gerektiren özel deniz bölgeleri olarak öne çıkıyor. Hidrojen sülfür kirliliği nedeniyle derin deniz bölgelerinin sürekli oksijensiz olduğu Karadeniz’de ve son 40 yıldır hipoksi sorununun giderek artan bir endişe kaynağı olduğu Marmara Denizi’nde, çevresel bozulmaların bozcamgözlerin dağılımı üzerindeki etkileri de bir başka sorun teşkil ediyor. Mevcut bilgiler, bozcamgözün Marmara Denizi, kuzey Ege Denizi ve kuzeydoğu Akdeniz’de üreme alanları olabileceğine işaret ediyor. Türk ticari dip trol filosunun yanı sıra Akdeniz’in farklı bölgelerinden gelen trol teknelerinin özellikle derin su karidesi avladıkları başlıca avlanma alanlarının, kuzey Ege Denizi ve kuzeydoğu Akdeniz’deki olası üreme alanlarıyla çakışması, Türk sularında bozcamgözün yeni nesillerinin hayatta kalma oranlarını azaltan ciddi bir tehdit yaratıyor. Üstelik tehdit sadece aşırı avcılıkla sınırlı değil; özellikle Marmara söz konusu olduğunda 200 m’den daha derin suların giderek oksijensizleşmesi yaşamı çözünmüş oksijen solumaya bağlı olan bu türü derindeki güvenli sığınağını terk ederek, balıkçılığın yoğunlaştığı kıyılara yaklaşmaya zorluyor.

Tehlike geçti mi?

Bozcamgözü koruma altına almış olmak güzel bir karar ki bu bakımdan çoğu Akdeniz ülkesinden öndeyiz. Ancak önceki paragraflarda sıralanan dört temel tehdit -aşırı avcılık, kirlilik, habitat kaybı ve iklim değişimi- dikkate alındığında ortaya çıkan tümleşik tehditler karşısında koruma yasaları ve av yasakları yeterli olmayabilir. Antroposen çağının insanı kendi menfaatleri uğruna tahrip etti, kirletti, sömürdü ve nihayet içinden bir türlü çıkamadığımız bir bataklık yarattı. Nihayet bu ekolojik istismar en azından Marmara’daki bozcamgöz popülasyonunda iyileşmesi çok uzun zaman alacak ciddi bir azalmaya neden oldu. Deniz kirliliğinin ve habitat tahribatının bozcamgözü nasıl baskı altına alabileceğinin canlı örneğini yaşıyoruz Marmara’da. Son 30 yıldır şiddetlenerek devam eden çevresel koşullara bağlı bölgesel azalışın bildiğim kadarıyla dünyada bir eşi daha yok. Sonra birileri bir yerde bir tane bozcamgöz görünce “tehlike geçti” diye seviniyor, “işin uzmanlarını gereksiz endişe yaratmakla” suçluyor. Fakat bu konuya şimdi girmeyeceğim. Bu tek başına anlatılması gereken başka bir hikâye ve dinlemek için çok beklemeyeceksiniz.

Bozcamgöz için tehlike çanları çalmaya devam etse de iyi yönde atılan adımlar sayesinde çanların sesi biraz zayıflamaya başladı. Tuhaftır, toplumun “fayda ve tehlike” ekseninde şekillenen köpekbalığı algısı değişmemekte dirense de, balıkçılar hedef dışı yakalanan bozcamgözleri (ve diğer büyük köpekbalıklarını) canlı olarak bırakmaya eskisinden daha hevesliler. Tek geçim kaynağı olan denizde kendisine rakip gördüğü bir avcıyı her ne sebeple olursa olsun geri salan balıkçıyı saygıyla selamlarım.

Kaynak makale:

Kabasakal, H. (2023): Yet another giant for protection: Distribution and status of the bluntnose sixgill shark, Hexanchus griseus (Hexanchiformes: Hexanchidae), in Turkish seas. J. Black Sea/Mediterranean Environment, 29(1): 25-48.

Dağılım haritasını ve grafikleri incelemek için aşağıdaki linke tıklayarak kaynak makaleye erişebilirsiniz:

https://blackmeditjournal.org/wp-content/uploads/2-2023-1_25-48.pdf






 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder