İnsanoğlunun doğa üzerinde tahribat düzeyinde etkilere yol açtığı Antroposen (insan) çağını vurgulayan en belirgin özelliklerden biri, deniz megafaunasının mensubu olan canlıların dramatik azalışları ya da yok oluşlarıdır. Vücut ağırlığı 45 kg ve üzerinde olan tüm canlıları içeren megafauna, deniz ve okyanus ekosistemlerinin yaşam süreçlerinin devamında kilit roller oynayan büyük canlıların ortak çatısıdır. Balinalar, kutup ayıları, foklar ve nihayet büyük köpekbalıkları megafaunanın ilk akla gelen canlılardır. Yine de megafauna çatısı altındaki büyük köpekbalıklarının hepsi aynı ilgiyi çekmez. Bu grupta balina köpekbalığı ya da büyük beyaz köpekbalığı gibi süperstar türlerin gölgesinde kalan devlerden birisi de bozcamgözdür.
Öyle iridir ki bazı doğrulanmamış kayıtlara göre uzunluğu 6
m’yi geçebilir. Öyle yırtıcıdır ki güçlü çenesindeki büyük kesici dişleri, mide
içeriğinde bulunan yunus ve köpekbalığı kalıntıları büyük avlara saldırmaktan
çekinmediğinin kanıtıdır. Fakat derin sularda yaşamayı tercih etmesi, çevre
koşullarının bozulmadığı denizlerde sığ kıyılara çok nadir yaklaşması sebebiyle
çoğunlukla gözlerden uzak bir yaşam sürer.
Bozcamgözün (Hexanchus
griseus) Türk sularındaki varlığından bahseden en eski yayın Karakin
Deveciyan’ın 1915 tarihli Türkiye’de Balık
ve Balıkçılık adlı eseridir. Gerçi türün Akdeniz’deki erken kayıtları
1800’lü yıllardan itibaren başlamakla birlikte, balıklar alemi içerisinde
köpekbalıklarına karşı olan ilgisizliğimizden bozcamgöz de payına düşeni
fazlasıyla almıştır. Mesela büyük beyaz köpekbalığının (Carcharodon carcharias) daha Osmanlı dönemi gazete ve dergilerinde
boy boy fotoğrafları yayınlanırken, bozcamgöz bu erken medya ilgisinden pek
nasiplenememiştir. Zira büyük beyaz köpekbalığı dev türlerden birisi olmasına
rağmen uzun göçler haricinde açık sulara pek çıkmaz ve av arayışını çoğunlukla
kıyı yakını sularda gerçekleştirir. Kendisini çekinmeden gösteren büyük beyazın
aksine bozcamgöz gözden uzak derinliklerin amasız avcısıdır. 2500 m’ye varan
derinliklere kadar inebilen bozcamgözün yaşam alanı tercihi modern zamanlara
kadar avcılık baskısından uzakta güvenli bir yaşam sürmesini sağladı. Ancak
avcılık teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte bir zamanların erişilmez
derinlikleri hızla av meralarına dönüşünce bozcamgözün de rahatı kaçtı. Hedef
dışı avlanan bozcamgözlerin giderek artmasıyla birlikte aslında hiç de nadir
olmadığını anlamaya başladık. 1900’lü yılların başından 20. yüzyılın son
çeyreğine kadar olan dönemde Türk sularında yakalanmış olan bozcamgözlere
ilişkin çok az kayıt varken, hem av derinliklerinin artması hem de yakalanan
bireylerden haber alma olanaklarımızın gelişmesi sonucu 2000’lerden itibaren
bölgemizde yakalanan bozcamgöz kayıtlarında gözle görülür bir artış oldu.
Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından yayınlanan
Journal of the Black Sea / Mediterranean
Environment dergisinde 2023 yılında okuyucuyla buluşan “Yet another giant
for protection: Distribution and status of the bluntnose sixgill shark, Hexanchus griseus (Hexanchiformes:
Hexanchidae), in Turkish seas” başlıklı makalenin genel okuyucu için kaleme
alınan bu kapsamlı özeti, gölgede kalan devin sularımızdaki yaşantısını mevcut
bilgiler ışığında sizlere tanıtmayı amaçlıyor.
100 yılı aşan veri
seti
Köpekbalıklarını tükenişin eşiğine taşıyan en önemli dört
neden; “aşırı avcılık, kirlilik, habitat kaybı ve iklim değişimi” olarak
sıralansa da ben bunlara bir beşincisini eklemek istiyorum: köpekbalıkları gibi
hassas türler hakkında, derinliği olmayan kısa dönemli verileri temel alan
çalışmalara dayanarak karar vermek. Ne yazık ki birçok köpekbalığı türü
günümüzde hâlâ “veri yetersiz” olarak değerlendiriliyor. Yaşam döngüleri
hakkında çok fazla şey bilmediğimiz bu türler için “koruma ya da ava devam”
kararı verme aşamasına geldiğimizde bu veri yetersizliği elimizi kolumuzu
bağlıyor. Uzun yıllar boyunca bozcamgöz de koruma altında değildi. Ancak 2023
yılında yayımlanan makale ile bozcamgözün Türk sularındaki gerçek durumu
olabilecek en net şekilde ve kanıta dayalı olarak ortaya kondu. Hal böyle
olunca, alarm zilleri çalan bu tür için koruma kararı alınması da gecikmedi.
Zira bu yayının temelinde 100 yılı aşan kayıtların derlenmesiyle oluşan ve 234
tane bozcamgöze ait biyolojik verilerin bir araya getirildiği bir veri seti
var. Dünü anlamamızı sağlayan veri setleri koruma biyolojisinde çalışan
araştırmacılar için vazgeçilmez önemde ve bu durum bozcamgöz için de geçerli.
Akdeniz’den
Karadeniz’e uzanan dağılım
Türk sularında kaydedilmiş olan 234 bozcamgözün
yakalandıkları yerler haritaya işaretlendiğinde, Akdeniz’den Karadeniz’e kadar
yayılan bir desen ortaya çıkıyor. Kayıtların %24’ü Ege’de, %17.5’i Akdeniz’de
ve %1.7’si Karadeniz’de. Ancak 2023 yılı itibarıyla 131 tane bozcamgözün hedef
dışı yakalanmış olduğu Marmara Denizi, %56’lık av oranıyla Türk sularında
bozcamgöz kayıtlarının odak noktasını oluşturuyor.
Yakalanan bireylerin uzunlukları 66 cm’lik yeni doğandan 550
cm’lik devasa dişilere kadar geniş bir uzunluk aralığıyla temsil ediliyor.
Ayrıca yeni doğandan büyük erişkinlere kadar tüm boy gruplarına Karadeniz
dışında tüm denizlerimizde rastlanmış olması, bozcamgözün doğum, gelişme ve
yaşam alanlarının Marmara’dan doğu Akdeniz’e kadar geniş bir alanda yayıldığına
işaret ediyor. Zaten sadece bozcamgöz için özellikle üreme döneminde hamile dişileri
ve yeni doğanları korumak için en azından mevsimsel alan kapatmaları ya da
koruma bölgeleri oluşturulamamasının temelinde de coğrafi dağılım alanının söz
konusu genişliği yatıyor.
Her mevsimin avlananı
Veri setinde yer alan bozcamgözlerden 209 tanesi için
yakalandıkları dönemler de kaydedilmiş. Buna göre Türk sularında bozcamgözler
en fazla (toplam avın %35’i) kış aylarında yakalanmışlar ve yaklaşık %30
yakalanma oranıyla sonbahar ayları ikinci sırada geliyor. Bu durum ticari
balıkçılığın tüm hızıyla devam ettiği mevsimlerle de uyumlu ve bunda şaşılacak
bir şey yok. Dahası, yeni doğanların ve ilk yıl yavrularının Ekim’den Mart
başına kadar olan altı aylık dönemde yakalanmış olmaları, sonbahar ortasında
ilkbahar başına kadar olan doğum ve erken gelişme dönemine dikkat çekiyor.
Allah’tan diğer birçok köpekbalığı türünün aksine bozcamgözde doğum ve erken
gelişme nispeten derin sularda gerçekleşiyor. Aksi halde türün en narin olduğu
dönemlerde yoğun balıkçılık baskısına maruz kalması, geç olgunlaşan ve az doğum
yapan bozcamgöz için tam bir katliam olurdu.
Diğer yandan ticari balıkçılığın büyük ölçüde yasak olduğu
yaz aylarında bozcamgöz yakalamalarının %11 oranında devam etmesi dikkat çeken bir
endişe yaratıyor. Yaz bozcamgözlerinin çoğunlukla sportif balıkçılar tarafından
yakalanmış olmaları en az av mevsimi kadar dikkat çeken bir başka ayrıntı.
İnsan devle savaşmayı
seviyor
Veri setinde kayıtlı olan 90 tane bozcamgöz için hangi av
araçlarıyla yakalandıklarının bilgisi de var. Buna göre; gırgır balıkçılığı
bozcamgözlerin hedef dışı yakalanmalarının %41’inden tek başına sorumlu ve %21
av oranıyla dip trolleri ikinci sırada. Neyse ki bu iki av aracının
kullanımlarında mevsimlik yasak dönemleri var ve söz konusu av yasağı
dönemlerinde bozcamgöz biraz rahat nefes alabiliyor. Ancak iş dip paraketasına
ve oltalara gelince durum değişiyor. Toplam avın %12’sinden sorumlu olan bu
grubun yıl boyu ava devam etme gibi bir ayrıcalığı var. Özellikle doğu
Akdeniz’de turizm sezonunda bozcamgöz yatağı olarak adlandırılan derin uçurumlara
ki balıkçılıkta bu gibi yerlere “com ya da com başı” denir, düzenlenen balık
avı turlarının bir dönem hedef türlerinden birisi de bozcamgözdü. Kendisinden
defalarca büyük ve kuvvetli bir yırtıcıyı alt ederek egosunu tatmin etmek
isteyen biri mi daha yırtıcı yoksa bozcamgöz mü? Koruma kararı alınmasaydı bu
gibi turlar bozcamgöz popülasyonları üzerinde büyük ölçekli gırgır ve dip
trollerinin yarattığı baskıya yakın bir baskı yaratabilirdi.
Endişe verici küçülme
Balık popülasyonları için alarm zilleri iki şekilde çalar:
(1) popülasyonları ya da biraz daha balıkçı ağzıyla söylemek gerekirse sürü
büyüklükleri azalır (recruitment overfishing); (2) aşırı avlanma sonucu
popülasyondaki en iri bireyler hızla azalmaya başlar (growth overfishing). Veri
setindeki bozcamgözlerin yakalandıkları tarihler ve bu dönemdeki en küçük ve en
büyük birey boyları bir grafiğe yerleştirildiğinde, 2000 yılından itibaren
yakalanan bozcamgözlerin ortalama boylarında belirgin bir azalma yönelimi
olduğu ortaya çıkıyor. Bu yazının en sonunda yer alan linke tıklayarak kaynak
makaleyi açarsanız, burada bulunan 4. şekilde söz konusu azalmayı gösteren bir
grafiği inceleyebilirsiniz. Grafiğin dikey eksenindeki 300-400 cm uzunluk
aralığı kritik önemde; çünkü dişi ve erkek bozcamgözler bu aralıkta cinsel
olarak olgunlaşıyorlar. Grafikteki eğilim çizgisinin azalan yönü 2023 yılı
itibarıyla 300 cm sınırına çok yaklaşmış durumda. Av baskısıyla büyümenin
baskılanmasını bozcamgöz özelinde ortaya koyan bu durum devam ederse Türk
sularındaki popülasyonun cinsel olgunluğa erişebilirliği ve neslini devam
ettirebilmesi de tehdit altına girer. Sonuçta bozcamgöz nesil uzunluğu yaklaşık
56 yıl olan bir köpekbalığı türü. Bugün doğan bir bozcamgözün üreme olgunluğuna
gelerek ilk yavrusunu doğuruncaya kadar geçen süre -yani nesil uzunluğu- yarım
asırdan fazla. Her ne sebeple olursa olsun bozcamgözün üreyen popülasyonu zarar
görürse, bu durumun açacağı yara belki 100 yılda ancak kapanır. O da her şey
yolunda giderse. Çok değil daha birkaç yıl önce koruma altında değilken, zevk
için bozcamgöz avlayanların aklına devin neslinin birgün kuruyabileceği acaba hiç
gelmiş midir?
Koruma altına almak
yetmeyebilir
Sonuç olarak, habitatların bozulması, ticari balıkçılıkta
yan avlanma ve rekreasyonel balıkçıların artan ilgisine rağmen, mevcut kanıtlar
bozcamgöz popülasyonlarının Türkiye sularında Karadeniz’in doğusundan Akdeniz’in
doğusuna kadar yaygın olduğunu gösteriyor. Türkiye sularındaki dağılımına
ilişkin olarak, bugüne kadar çok az sayıda bozcamgöz kaydedilen Karadeniz ve
türün yerleşik bir popülasyona sahip olduğu görülen Marmara Denizi, daha
sistematik araştırmalar gerektiren özel deniz bölgeleri olarak öne çıkıyor.
Hidrojen sülfür kirliliği nedeniyle derin deniz bölgelerinin sürekli oksijensiz
olduğu Karadeniz’de ve son 40 yıldır hipoksi sorununun giderek artan bir endişe
kaynağı olduğu Marmara Denizi’nde, çevresel bozulmaların bozcamgözlerin
dağılımı üzerindeki etkileri de bir başka sorun teşkil ediyor. Mevcut bilgiler,
bozcamgözün Marmara Denizi, kuzey Ege Denizi ve kuzeydoğu Akdeniz’de üreme
alanları olabileceğine işaret ediyor. Türk ticari dip trol filosunun yanı sıra
Akdeniz’in farklı bölgelerinden gelen trol teknelerinin özellikle derin su
karidesi avladıkları başlıca avlanma alanlarının, kuzey Ege Denizi ve kuzeydoğu
Akdeniz’deki olası üreme alanlarıyla çakışması, Türk sularında bozcamgözün yeni
nesillerinin hayatta kalma oranlarını azaltan ciddi bir tehdit yaratıyor.
Üstelik tehdit sadece aşırı avcılıkla sınırlı değil; özellikle Marmara söz
konusu olduğunda 200 m’den daha derin suların giderek oksijensizleşmesi yaşamı
çözünmüş oksijen solumaya bağlı olan bu türü derindeki güvenli sığınağını terk
ederek, balıkçılığın yoğunlaştığı kıyılara yaklaşmaya zorluyor.
Tehlike geçti mi?
Bozcamgözü koruma altına almış olmak güzel bir karar ki bu
bakımdan çoğu Akdeniz ülkesinden öndeyiz. Ancak önceki paragraflarda sıralanan
dört temel tehdit -aşırı avcılık, kirlilik, habitat kaybı ve iklim değişimi-
dikkate alındığında ortaya çıkan tümleşik tehditler karşısında koruma yasaları
ve av yasakları yeterli olmayabilir. Antroposen çağının insanı kendi
menfaatleri uğruna tahrip etti, kirletti, sömürdü ve nihayet içinden bir türlü
çıkamadığımız bir bataklık yarattı. Nihayet bu ekolojik istismar en azından
Marmara’daki bozcamgöz popülasyonunda iyileşmesi çok uzun zaman alacak ciddi
bir azalmaya neden oldu. Deniz kirliliğinin ve habitat tahribatının bozcamgözü
nasıl baskı altına alabileceğinin canlı örneğini yaşıyoruz Marmara’da. Son 30
yıldır şiddetlenerek devam eden çevresel koşullara bağlı bölgesel azalışın bildiğim
kadarıyla dünyada bir eşi daha yok. Sonra birileri bir yerde bir tane bozcamgöz
görünce “tehlike geçti” diye seviniyor, “işin uzmanlarını gereksiz endişe
yaratmakla” suçluyor. Fakat bu konuya şimdi girmeyeceğim. Bu tek başına
anlatılması gereken başka bir hikâye ve dinlemek için çok beklemeyeceksiniz.
Bozcamgöz için tehlike çanları çalmaya devam etse de iyi
yönde atılan adımlar sayesinde çanların sesi biraz zayıflamaya başladı.
Tuhaftır, toplumun “fayda ve tehlike” ekseninde şekillenen köpekbalığı algısı
değişmemekte dirense de, balıkçılar hedef dışı yakalanan bozcamgözleri (ve
diğer büyük köpekbalıklarını) canlı olarak bırakmaya eskisinden daha
hevesliler. Tek geçim kaynağı olan denizde kendisine rakip gördüğü bir avcıyı
her ne sebeple olursa olsun geri salan balıkçıyı saygıyla selamlarım.
Kaynak makale:
Kabasakal, H. (2023): Yet another giant for protection:
Distribution and status of the bluntnose sixgill shark, Hexanchus griseus (Hexanchiformes: Hexanchidae), in Turkish seas.
J. Black Sea/Mediterranean Environment, 29(1): 25-48.
Dağılım haritasını ve grafikleri incelemek için aşağıdaki
linke tıklayarak kaynak makaleye erişebilirsiniz:
https://blackmeditjournal.org/wp-content/uploads/2-2023-1_25-48.pdf



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder