3 Mart 2026 Salı

KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ, KİMLER KALDI 1. BÖLÜM – GELENLER

Marmara Denizi’nin kıkırdaklı balıklarını —köpekbalıkları, vatozlar, irinalar ve diğer akraba türleri— araştırmak için yüz yılı aşkın süredir çaba harcıyoruz. Ancak 1990’lı yılların başına kadar bu konuya adanmış çalışmaların sayısı iki elin parmaklarını geçmiyordu. Sonraki yıllarda ise hem yayın sayısında hem de bilimsel derinlikte dikkat çekici bir artışa tanıklık ettik.

Yakın zamanda ANNALES series historia naturalis dergisinde yayımlanan kapsamlı bir çalışmada, Marmara Denizi’nin kıkırdaklı balıklarına ilişkin yüz yılı aşan birikim, saha araştırmalarına dayalı güncel veriler ışığında yeniden değerlendirildi. Bu çalışma, yalnızca bir tür listesi sunmakla kalmıyor; aynı zamanda denizin ekolojik değişimini de okumamıza imkân tanıyor. Önümüzdeki birkaç hafta boyunca, bu bilimsel makalenin genel okuyucuya yönelik kapsamlı bir özetini ‘KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ, KİMLER KALDI’ ana başlığıyla üç bölümlük bir yazı dizisi halinde sizlerle paylaşacağım.

Keyifle okumanızı dilerim.

***

1. BÖLÜM – GELENLER

Marmara: Bir geçiş denizi

Marmara Denizi sıradan bir iç deniz değildir. Karadeniz ile Akdeniz arasında bir eşik, bir koridor, bir geçiş alanıdır. İki tabakalı su yapısı, farklı tuzluluk ve yoğunluk özellikleri, onu hem kırılgan hem de biyolojik açıdan özgün bir sistem hâline getirir. Bu coğrafi konum, Marmara’yı tarih boyunca yalnızca ticari gemilerin değil, büyük pelajik balıkların da geçiş yolu yapmıştır. Orkinos sürülerini takip eden avcılar, açık deniz köpekbalıkları ve derin su türleri bu geçiş sisteminin doğal parçalarıydı. Bugün Marmara kıyılarında yaz aylarında sakin bir yüzey görebiliriz. Ancak denizin hafızası daha kalabalıktır.

İlk kayıtlar ve sessiz dönem

Geçen yüzyılın başlarında Marmara’nın balık faunası üzerine yapılan çalışmalar sınırlıydı. Kıkırdaklı balıklar çoğu zaman “yan av” olarak kaydediliyor, ayrıntılı taksonomik incelemeler nadiren yapılıyordu. Tür teşhisleri bazen yüzeysel kalıyor, bilimsel adlandırmalarda belirsizlikler bulunuyordu. Buna rağmen erken dönem kayıtları, Marmara’nın bir zamanlar köpekbalıklarını ve akraba türler olan vatozlar, irinalar ve torpil balıklarını içeren, düşündüğümüzden daha zengin bir kıkırdaklı balıklar topluluğuna sahip olduğuna işaret eder.

Bir zamanlar Marmara, yalnızca küçük kıyısal türlerin değil, açık deniz ekosisteminin en üst düzey yırtıcılarının da uğrak yeriydi. Bu ziyaretçiler arasında en dikkat çekeni büyük beyaz köpekbalığı namlı Carcharodon carcharias’dı. Yine aynı dönemlerde mavi köpekbalığı (Prionace glauca), dikburun harharyas (Lamna nasus) ve sapan köpekbalığı (Alopias vulpinus) gibi hızlı ve güçlü pelajik türlerin varlığına dair kayıtlar bulunmaktadır. Bu türler Marmara’da sürekli yerleşik değildi; ancak bu deniz onların göç yolları üzerinde bulunuyordu. İlk iki tür Marmara’yı çoktan terkettiler ve geride sade sapan köpekbalığı kaldı.

Orkinosun gölgesinde

Marmara Denizi’nin tarihsel ekolojisini anlamaya çalışırken orkinos (Thunnus thynnus) göçünü göz ardı etmek mümkün değildir. Atlantik’ten Akdeniz’e, oradan Ege ve Marmara üzerinden Karadeniz’e uzanan mavi yüzgeçli orkinos göçü, yalnızca ekonomik değil, ekolojik bir olaydı. Orkinos sürülerini takip eden büyük yırtıcılar da bu rotayı izliyordu. Bir dönem Marmara kıyılarında yakalanan büyük köpekbalıkları tesadüf değildi. Onların bu küçük iç denizdeki varlıkları, farklı türler arasındaki beslenme ilişkilerini tanımlayan trofik zincirin üst basamaklarının hâlâ işlediğini gösteriyordu. Bugün bu tabloyu hayal etmek zor olabilir. Ancak arşiv kayıtları ve balıkçı anlatıları, Marmara’nın bir zamanlar açık deniz karakterine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Derinliklerin sakinleri

Marmara’nın yalnızca yüzeyi değil, derinlikleri de hareketliydi. Mesela derin deniz bölgesinde yaşayan en büyük yırtıcılardan birisi olan altı yarıklı boz camgöz (Hexanchus griseus), en az 100 yıldır Marmara’da tanınan bir köpekbalığıdır. Bu tür, geniş tolerans aralığı sayesinde farklı koşullara uyum sağlayabilen bir yırtıcıdır. Yine çeşitli vatoz türleri ve dip yaşamına uyum sağlamış olan kıkırdaklı balıklar, Marmara’nın dip habitatlarında yaşamlarını sürdürüyorlardı. Bu çeşitlilik, sistemin yalnızca göçmenlerden ibaret olmadığını; yerleşik ve yarı-yerleşik türlerin de bulunduğunu gösterir.

Temiz yıllar ve ekolojik bütünlük

“Temiz yıllar” ifadesi romantik bir geçmiş özlemi anlamına gelmez. Ancak 20. yüzyılın ortalarına kadar Marmara’da oksijen seviyeleri daha istikrarlıydı, kıyısal yapılaşma bugünkü yoğunlukta değildi ve endüstriyel balıkçılık bugünkü kapasitesine ulaşmamıştı. Bu koşullar altında büyük yırtıcıların ve pelajik türlerin geçişi mümkündü. Ekosistem basamakları daha bütünlüklü çalışıyordu. Üst düzey avcıların varlığı, alt trofik seviyelerin düzenlenmesine katkı sağlıyordu. Marmara, küçük ama ekolojik olarak işlevsel bir denizdi. Dip ağlarından çıkan derin deniz köpekbalıkları, sistemin hâlâ derinliklerinde sürprizler barındırdığını gösteriyordu. Bu türlerin varlığı, Marmara’nın derin tabakalarının biyolojik açıdan tamamen yoksullaşmadığını, denizin yalnızca yüzeyde görülenle sınırlı olmadığını hatırlatır.

Bilimin geç uyanışı

1990’lı yıllardan itibaren Marmara Denizi’nin kıkırdaklı balıkları üzerine yapılan çalışmaların sayısında ve kalitesinde belirgin bir artış yaşandı. Taksonomik doğrulamalar, güncellenmiş tür envanterleri ve saha temelli çalışmalar, geçmişteki belirsizlikleri azaltmaya başladı. Bu birikim, Marmara’nın tarihsel ve güncel durumunu karşılaştırma imkânı verdi. Ve bu karşılaştırma şunu gösterdi:

Marmara bir zamanlar daha kalabalıktı.

Gelenlerin anlamı

Bu ilk bölümde gördüğümüz tablo şu:

Marmara Denizi, yalnızca kıyısal küçük türlerin yaşadığı sınırlı bir havza değildi. Büyük pelajik köpekbalıkları, göçmen yırtıcılar ve çeşitli demersal türler bu sistemin parçalarıydı. Bu deniz, Karadeniz ile Akdeniz arasında biyolojik bir köprüydü. Ancak bu tablo sabit kalmadı.

Yazı dizisinin bir sonraki bölümünde, bu sistemden kimlerin çekildiğini, pelajik türlerin neden artık nadirleştiğini ve ekolojik kırılmanın arkasındaki çevresel ve ekonomik dinamikleri inceleyeceğiz. Çünkü Marmara’nın hikâyesi yalnızca gelenlerle tamamlanmıyor.

Devam edecek. 🌊

Kaynak Makale:

KABASAKAL, H. & F.S. KARAKULAK (2025): Demersal elasmobranchs of the Sea of Marmara: Updated inventory, taxonomic issues and environmental implications. ANNALES · Ser. hist. nat., 35, 221-242.

Kaynak makaleye aşağıdaki linkten erişebilirsiniz:

https://zdjp.si/wp-content/uploads/2025/12/Annales-SHN-35-2025-2-Hakan-KABASAKAL-F.-Saadet-KARAKULAK_LOWRESS.pdf


 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder